
Havalimanı açılmadan türbülansa girdi

Havalimanı açılmadan türbülansa girdi
Bünyamin Aygün
bunyaminaygun@gmail.com
Prensip olarak ülke gündemine mal olmayan yerel meselelerde mesleki yorum yapmam. Hele ki mesele memleketimse, orada sözü benden daha iyi kuracak, sahayı daha yakından bilen kıymetli meslektaşlarımın varlığına inanırım. Zaten yereldeki siyasi tartışmaların içinde olmayı da hiçbir zaman tercih etmedim, beni tanıyanlar bunu iyi bilir.Ancak mesele, uluslararası bir havalimanı projesiyle birlikte doğup büyüdüğüm ilçenin geleceğini doğrudan ilgilendiriyorsa, işte o zaman insan bazı prensiplerini bir kenara koyabiliyor. Çünkü burada memleketin yarınları söz konusu.
Gümüşhane – Bayburt Havalimanı için Yılmaz Özdil ve Mehmet Tezkan gibi, üzerine lazım olan olmayan önüne gelen gazeteci olumsuz görüşlerini dile getirdi. Hem de bilgiden ve araştırmadan mahrum iddialarla! Sahipsiz memleket olduğu için de bunlara cevap vermek benim gibi birkaç Gümüşhane severe düştü.
Gerek haber portallarında, gerek sosyal medya hesaplarım üzerinden, gerekse de bulunduğum her ortamda şunu söyledim, “Cahilce yazıyorlar. Gümüşhane – Bayburt Havalimanı bugün hizmete girse, özellikle yaz aylarında günlük üç sefer bile yetersiz kalacaktır. Daha bu Ramazan’da bir pide için 250 TL diyebilecek kadar memleket meselelerinden uzak olan Mehmet Tezkan nereden bilecek Gümüşhane – Bayburt’un yolcu kapasitesini? Yolcu hesabı yaparken ilin mevcut yerleşik nüfusu üzerinden konuşuyorlar. İstanbul gibi büyük şehirlerde mevcut nüfusun iki üç katı Gümüşhaneli yaşıyor bunu da bilmiyorlar!”
Jokeri hep havalimanı için kullandım
Daha önce de dile getirmiştim; bu meseleye dikkat çekmek için 2007 yılında İstanbul’dan kiraladığım Cessna tipi bir uçakla bu havalimanına geldim. Şehrin tamamını iki gün boyunca havadan fotoğraflayıp ulusal medyada haber yaptırarak konuyu gündeme taşıdım. Yetmedi… Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Bayburt’tan Gümüşhane’ye geçerken Köse’de mola verdiğinde telefonla beni arayıp neden memleketime gelmediğimi sorduğunda, yine aynı havalimanı meselesini anlattım. Yani başkalarının eşine dostuna kadro isteme jokerini ben hep havalimanı için kullandım.
Sonra 2015 yılında aynı havalimanını, Milliyet gibi bir gazetede tam sayfa haber yaptım. Sayısını hatırlamadığım kadar emek vererek yıllarca bu havalimanının hizmete alınması için mücadele ettim. Burada yalnızca kendi adıma yaptıklarımdan söz ediyorum. Oysa diğer Köselilerin de bu meselede sayısız emeği, çabası ve fedakarlığı var. Ama bugün geldiğimiz noktada görüyorum ki, bir Köseli olarak büyük bir yanlış yapmışız.

Meğer biz başkalarına çalışmışız
Havalimanı bir taraftan hizmete geçirilmeye hazırlanırken, diğer taraftan Köse’yi olayın dışında bırakacak alternatif yol planları yapılıyor. Bakın, mealen söylüyorum, “Servis yolu” adı altındaki proje planına göre İstanbul’dan uçağa binen bir kişi Köse’ye varmak için önce Gümüşhane – Bayburt Havalimanı’na inacek. Oradan resmi güzergah diye anlatılan, “servis yolu” üzerinden Gümüşhane merkeze, Pekün üzerinden Kelkit’e, oradan da eğer araç bulabilirsen Köse’ye dönecek.Yani 12 kilometre mesafede dönüp dolaşıp 120’ye çıkıyor. Pekala biz ne için yıllardır mücadele ettik, yazık değil mi emeklerimize?
Nüfus artsın diye köy köy Kaymakam aradık
AK Parti Köse İlçe Başkanı’nı genç ve nezaketli bir kardeşimiz olarak biliyorum. Ancak İstanbul’daki Köselilerin Köse’nin işlerine karışmaması gerektiğine dair sözler söylediğini arkadaşlarım anlatınca önce inanmadım. Sonra videoyu izledim. Açıkçası şaşırdım.
Cevaben şunu söylemek isterim, ben de İstanbul’da yaşıyorum ama Köse’de evim var, yıllardır her yaz mutlaka gelirim. Dahası, Köse’nin nüfusu artsın, ilçe gücünü kaybetmesin diye geçmişte ciddi mücadeleler verdik. Hatta şöyle de bir anım vardı, 1997 yılı nüfus sayımında dönemin Köse Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nde görev yapan Tuncay Kesler, yana yakıla yanıma geldi, “Senin kaymakam bey ile aran iyi acilen ona ulaşıp memurların üzerindeki baskıyı azaltmasını sağlaman lazım” dedi. Bugünkü gibi iletişim kolay değil, birlikte köy köy, ilçe ilçe dolaşıp dönemin kaymakamını aradık ve bulduk. Sebebi neydi biliyor musunuz? Nüfus sayımında aşırı katı kurallar uygulayan kaymakamın biraz olsun bu katılığı yumuşatmasını sağlamak. Buradan sonrası da bende kalsın! İşin açık tarafı şu, bugün Köse’nin ilçe olarak ayakta kalmasında, esnafın da memurun da hayatını sürdürebilmesinde gurbetçilerin çok büyük emeği vardır. Gurbette yaşayan insanları küçümseyenler şunu iyi bilmeli, o insanlar Köse için yıllarca maddi manevi bedel ödedi, mücadele verdi.

Celalettin Köse’yi tebrik ederim
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Celalettin Köse, hakkında ortaya atılan onca iddiaya rağmen Köselilerin karşısına çıkıp kendini savundu. Bu medeni cesaretinden dolayı kendisini tebrik ederim. Bir Köseli vatandaşla yaptığı telefon görüşmesinde “Köselilere nankör dediği” yönündeki iddialara, doğrudan Köselilerin huzurunda cevap verdi. Alternatif bir yol olmadığını, havalimanı yolunun da Kösedağı yolu olduğunu açık şekilde söylemesi ise bizim açımızdan bağlayıcı olduğu kadar ikna ediciydi.
İl Başkanından hakaret
Ancak söz hakkı isteyenlerin pek de konuşabildiğini söyleyemeyeceğimiz toplantının ardından öyle bir tablo ortaya çıktı ki, iddialar doğruysa Gümüşhane’nin çok da alışık olmadığı bir nezaketsizlikle ortaya çıktı. Türkiye’de mevcut hükümete en yüksek oy veren ilçelerden biri olan, yüzde 92 destek oranıyla öne çıkan Köse’de, iktidar partisinin İl Başkanı Mehmet Emin Gündoğdu’nun sergilediği tavır ciddi soru işaretleri doğurdu. Ortaya çıkan bu tabloyu hayretle izliyorum. Ya büyük bir siyasi körlük yaşıyorlar, ya da güç sarhoşluğunun içinde hareket ediyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki bugün ellerinde bulunan makamlar, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın doğrudan ya da dolaylı iradesiyle verilmiş görevlerdir. Siyasette bazen bir sabah uyanırsınız ve o gücün artık yerinde olmadığını görürsünüz. O zaman insan neye uğradığını şaşırır.
33 yıl önce de bu mücadeleyi verdim

Aslında bugün yaşananların benzerini biz 33 yıl önce de gördük.Henüz gençlik yıllarımdaydım… Trabzon’dan gelip Gümüşhane üzerinden Erzincan’a uzanacak, Trabzon limanını Anadolu’ya bağlayacak yolun Kösedağı yerine Pekün üzerinden geçirilmek istendiğini öğrendiğimizde sadece dört kişi itiraz ettik. Evet, yanlış duymadınız yalnızca dört kişi ayağa kalktık. Beş bin imza toplayıp Ankara’ya gönderdik. O gün de bugün olduğu gibi bu mücadeleyi küçümsemeye çalışanlar vardı. Konuyu sulandıranlar, ayrıştıranlar… Bir çoğu şimdi hayatta bile değil.Ama Allah bana hep kararlılık ve mücadele azmi verdi. İnandığım yoldan bugüne kadar dönmedim. Bundan sonra da dönmeye niyetim yok.Bu meselede gerekirse yine tek başıma kalırım ama mücadeleden vazgeçmem.
Gümüşhane sevgimiz sorgulanmasın, ama…
Benim bu mücadele azmim aslında o yıllardan geliyor. 1993 yılında elimizde topladığımız imzalarla Bayburt’a gittik. Dönemin Bayburt Belediye Başkanı Muhammer Daştan, rahmetli Vali Ali Haydar Öner ve ANAP İl Başkanı Mehmet Bayhan bizi ayrı ayrı kabul edip yüreklendirdi. Hatta Köse’nin Bayburt’a bağlanmasının Bayburt’a güç katacağını açıkça dile getirdiler.
Topladığımız imzaları Cumhurbaşkanlığı’na, Başbakan’a, TBMM Başkanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na ve dönemin Gümüşhane Milletvekili Mahmut Oltan Sungurlu’ya gönderdik. Elbette sonucu büyük ölçüde belli olan bir mücadeleydi bu… Çünkü bugün birçoğu hayatta olmayan, o dönem ilçenin önde gelen isimleri yeterince sahip çıkmayınca, Mahmut Oltan Sungurlu ile Bayburt Milletvekili Ülkü Güney anlaşarak imzaların Meclis gündemine gelmesini engelledi.
Peki sonra ne oldu? Köse o günden sonra sayısız resmi kurumunu kaybetti, hala da kaybetmeye devam ediyor. İlçe sanki kasıtlı olrak adım adım küçültürldü ve neredeyse belde seviyesine geriledi. Çevredeki ilçeler gelişip büyürken Köse’nin gerilemesini elbette yol meselesinden bağımsız düşünmek mümkün değil.
Bugün geldiğimiz noktada bizim, özellikle de şahsımın Gümüşhane sevgisini kimse sorgulamasın. Ama söz konusu öz memleketimse kimse kusura bakmasın, insan, 20 dakikada ulaşabileceği, derdine çözüm bulabileceği bir vilayeti, yıllardır sorunlarına kayıtsız kalan bir yere tercih eder! Karşılıksız bırakılan aidiyet, gün gelir sevgiyi bile küstürür ve insan en çok sevdiği yere kırılır. Çünkü ihanet, yabancıdan değil, gönül verdiğinden gelince can yakar.
VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN



