Trend

Suriye Dosyası

Suriye’nin yeniden doğuşu
Cem Tekel

cemtekel@gmail.com
Gazeteci Cem Tekel, özel izinle girdiği Suriye’de gördüklerini ‘haberanahtarı’ için değerlendirdi. Tekel, savaşın izlerini taşıyan Halep’i ziyaret etti. İdlib’in kalbine yani HTŞ merkezine kadar indi. Yolda, halkın normal yaşamına nasıl devam ettiğini fotoğraflarla ortaya koydu.

Usta gazeteci Cem Tekel’in gözlemleri, Suriye’nin çok da net olmayan geleceğine dair yorumlarını ve fotoğraflarını www.haberanahtari.com olarak bugünden itibaren yayınlamaya başlıyoruz.

Ancak basın özgürlüğü ve sokak gösterilerine yönelik yasaklara da dikkat çekti. Şam’a ulaşırken, Suriye ordusunun dağılması ve rejimin uyuşturucu merkezine dönüştürdüğü fabrikaları da gezdi. Usta gazeteci Cem Tekel’in gözlemleri, Suriye’nin çok da net olmayan geleceğine dair yorumlarını ve fotoğraflarını www.haberanahtari.com olarak bugünden itibaren yayınlamaya başlıyoruz.

Bir daha dünya gözüyle Şam’ı görebileceğimi açıkçası hiç düşünmemiştim. El Muhaberat’ın kara listesinde aranan biri için bu gerçekten imkansız gibi görünüyordu. Ama şimdi, bu hayalin gerçekleştiğini görmekteyim.

Özel izinle Suriye’ye giren Cem Tekel, bu savaşın gölgesinde saklı gerçekleri ve gözlemlerini HaberAnahtarı okurları için kaleme aldı. Onun objektifinden ve kaleminden yansıyanlar çatışmaların ve insani dramların ortasındaki Suriye’nin acı hikayesini gün yüzüne çıkarıyor.



Bir daha dünya gözüyle Şam’ı görebileceğimi açıkçası hiç düşünmemiştim. El Muhaberat’ın kara listesinde aranan biri için bu gerçekten imkansız gibi görünüyordu. Ama şimdi, bu hayalin gerçekleştiğini görmekteyim.
HTŞ’nin 27 Kasım’da başlattığı operasyon, yıllar içinde “kağıttan kaplan”a dönüşen rejimi, günler içinde bir fırtına gibi biçip yıktı. 1
3.5 yıl boyunca yaşananlara tanıklık eden biri olarak, Suriye’deki bu yeni durumu görmemek mümkün değildi.

Zeytin Dalı Sınır Kapısı’ndan geçtiğimde, ilk hedefim Halep oldu. Ticaretin merkezi, yıkılmış ve kavrulmuş Halep…

Uzun bir savaş döneminin ardından, palmiyeler altında yeniden hayat filizleniyor. Sakinleşen ortam, kuşların özgürce öteceği günlerin habercisi. Doğan umutlar, Suriye’nin yeniden doğuşuna işaret ediyor.


Özel izinlerin ardından Zeytin Dalı Sınır Kapısı’ndan giriş yaptığımda içimde tarifsiz bir heyecan vardı.
Zeytin Dalı Sınır Kapısı’ndan geçtiğimde, ilk hedefim Halep oldu. Ticaretin merkezi, yıkılmış ve kavrulmuş Halep…

Esaret bitti! Savaşın ve zulmün gölgesindeki halk, özgürlüğüne kavuşmanın coşkusunu yaşıyor. Bu yeni başlangıç, gelecek için umut olur mu?


Acıların dile geldiği bu kadim şehir, her binasında iç çatışmanın izlerini taşıyor.
Ancak bu kez çatışma yok; yakalanma veya vurulma korkusu da.

Her bina, savaşın acı izlerini taşıyor. Hasar gören yapılar, geçmişteki yaşamları ve umutları hatırlatıyor. Her bir çatlak bu toprakların yeniden inşa edilme arzusunu da simgeliyor.

Buralar, yıllarca haberciler için ölüm demekti. Anadolu Ajansı muhabiri Sinan Gül, Halep’te keskin nişancıların hedefi olmuş ve ayağından vurulmuştu. El Hurra’ya çalışan Beşar Kadumi, silahlı bir saldırıya uğramıştı. Kameramanı Cüneyt Ünal ise, üç aylık çabanın ardından kurtarılabilmişti.
Bugün Halep umut dolu.
2012 yılında şiddetli çatışmaların yaşandığı Halep Kalesi, selfie çektirmek isteyenlerle dolup taşıyor.
Ellerinde yeni Suriye bayrağıyla mutluluk dolu pozlar veriyorlar.
Mırra satan seyyar satıcının yanından geçerek Tarihi Kapalı Çarşı’ya giriyorum.

Yıllarca yarısı muhaliflerin, yarısı rejimin kontrolünde olan bu mekânlar, dükkanları yıkılmış ve enkaza dönmüş bir halde. Yaraları hâlâ taze; Esad, geçen onca yıla rağmen tamir ettirmemiş.
Belli ki, kendince bu durumu bir ceza olarak görmüş.

Geçmişte sokaklarda fotoğraf çekmeye cesaret edemeyenler şimdi özgürce anılarını yakalayabiliyor. Güvenlik güçlerinin müdahalesinin azaldığı bu yeni dönemde, insanların dilediklerini yapabilmeleri bir değişimin habercisi olabilir mi?

Yıllarca yarısı muhaliflerin, yarısı rejimin kontrolünde olan bu mekânlar, dükkanları yıkılmış ve enkaza dönmüş bir halde. Yaraları hala taze; Esad, geçen onca yıla rağmen tamir ettirmemiş.
Belli ki, kendince bu durumu bir ceza olarak görmüş.

Suriye bayrağı, halkın birliğini ve bağımsızlık arzusunu simgeliyor. Ancak savaşın gölgesinde, bu sembol aynı zamanda zorbalık ve acının hikayesini de taşıyor. Her bir renk, Suriye’nin tarihindeki mücadelelerin ve umutların bir yansımasını temsil ediyor.

Halep Emevi Camii’nin yanından geçip tekrar kalenin önüne geliyorum.
Biraz ileride Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahalleleri var; ama YPG terör örgütüne bağlı gruplar içeride oldukları için buraya gitmemizi önermiyorlar.

Halep Kalesi, yüzyıllardır tarih ve kültürün simgesi olarak dimdik ayakta dururken tanıklık ettiği savaşın acımasız yüzünden büyük yaralar aldı. Geçmişin izlerini taşıyan bu görkemli yapı, adeta gelecekte barış ve yeniden doğuşun sembolü olmayı umuyor.


Haklı oldukları, birkaç gün sonra kanlı bir şekilde anlaşıldı. Yanlışlıkla mahalleye giren iki asker, acımasızca öldürüldü.

Enflasyon, Suriye’nin belini kırmış; fiyatlar uçup gitmiş.
Savaş sadece cephede değil; evlerde, caddelerde…
Ceplerde de yaşanıyor.

Gezmeye devam ederken bir acı kahve alıyorum.
Tam o sırada karşımdaki ayaklı döviz bürosu dikkatimi çekiyor. Türk olduğumu anlayınca aramızda güzel bir sohbet başlıyor.
Muhammet, yıllarca Türkiye’de yaşamış ve geri dönmüş.
Türk lirasını Suriye parasına çeviriyor. Akıl alır gibi değil; 5 bin lira bozdurduğunuzda bir çantaya ihtiyacınız var.

Esad’ın saldırıları, Suriye’de barış arayışını engelleyerek derin yaralar açtı. Tahrip edilen şehir manzaraları ve kaybolan hayatlar, savaşın acımasız yüzünü insanın yüzüne vuruyor bir tokat gibi ve uluslararası toplumun sorumluluklarını sorgulatıyor.


Enflasyon, Suriye’nin belini kırmış; fiyatlar uçup gitmiş.
Savaş sadece cephede değil; evlerde, caddelerde…
Ceplerde de yaşanıyor.
Yola çıkma vakti geldi.

Bu kez sırada İdlib var; HTŞ’nin merkezi, Suriye’nin yeni lideri Ahmet Şara’nın kalesi.
İdlib, bir sembol ve elbette Suriye’yi bekleyen geleceği anlamamızı sağlayacak bir anahtar.Burada sadece trafik polisleri var.

Bu kez sırada İdlib var; HTŞ’nin merkezi, Suriye’nin yeni lideri Ahmet Şara’nın kalesi.
İdlib, bir sembol ve elbette Suriye’yi bekleyen geleceği anlamamızı sağlayacak bir anahtar.Burada sadece trafik polisleri var.
Çekim yaparken yanıma bir kişi bile gelip “Burada ne yapıyorsunuz?” demiyor. Halk, rahatça gezip alışverişini yapıyor. Kadınların tamamı kapalı, alkol yasak; ancak sigara ve nargileye evlerde izin veriliyor.

Esad rejiminin bombardımanları, Suriye halkını derinden yaraladı. Savaşın yıkıcı etkileri, hayatları dramatik bir şekilde değiştirdi; masum sivillerin acıları ve evsiz kalan ailelerin dramı bir daha asla unutulmayacak.

Yönetim, nargileyi sadece evlerde serbest bırakmış.
Basın özgürlüğü konusunda sınırlar mevcut.
Geçtiğimiz aylarda başlayan sokak gösterilerine HTŞ militanları sert tepki göstermiş, bu olaylarda hayatını kaybedenler olmuştu.

Beş saat sonra, devrimin merkez üssü olan Şam’daydım.
Suriye ordusu bir gecede nasıl buhar oldu? Sednaya ölüm kampında neler gördüm? El Muhaberat’ın karargahında neyle karşılaştım? Milyonlarca silah nasıl toplanacak?

Hama’dan geçerken Rıfat Esad’ın kurbanlarını andım; Humus’ta yüksek tansiyon, araçla geçerken bile hissediliyordu.
Beş saat sonra, devrimin merkez üssü olan Şam’daydım.

Başarışlı gazeteci Cem Tekel, Esad’ın hapishanelerini de yerinde gözlemledi.


Suriye ordusu bir gecede nasıl buhar oldu? Sednaya ölüm kampında neler gördüm? El Muhaberat’ın karargahında neyle karşılaştım? Milyonlarca silah nasıl toplanacak? Ve Baas rejiminin uyuşturucu merkezine çevirdiği cips fabrikası hakkında ne söyleyebilirim?

Bütün bu soruların cevabını bir sonraki yazımda ele alacağım. Bizi takipte kalın.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu