
İsrail kışkırtıyor!
İsrail kışkırtıyor
Bünyamin Aygün
bunyaminaygun@gmail.com
Haber iki gün önceye ait. Dergiler, gazeteler manşetlerden verdi; Anadolu Ajansı, iki gün önce İsrail merkezli The Jerusalem Post gazetesine dayandırarak bir çeviri haberi servis etti. Haber, “Netanyahu’ya rapor sunan Nagel Komitesi, İsrail, Türkiye ile olası bir savaşa hazırlıklı olmalı” başlığıyla yayınlandı. AA editörlerinin bir şeyi atlayıp atlamadığını anlamak için Jerusalem Post’un 6 Ocak’ta yayınlanan haberini buldum; linkini yazının sonuna ekliyorum, merak edenler tamamına ulaşabilir. Ancak bu haberden çıkarmamız gereken pek çok anlam var. Öncelikle, Nagel Komitesi’nin ne olduğuna bakalım.
Nagel Komitesi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından kurulan Nagel Komitesi, güvenlik ve savunma konularında uzmanlaşmış bir kurul olarak karşımıza çıkıyor. Komitenin amacı, İsrail’in güvenlik stratejilerini değerlendirmek ve ülkenin savunma bütçesi ile askeri hazırlık durumunu analiz ederek raporlar hazırlamak. Ayrıca, bölgede yaşanabilecek potansiyel çatışmalar hakkında da önerilerde bulunarak hükümete yol gösteriyor. Komite, askeri istihbarat uzmanlarından güvenlik uzmanlarına, üst düzey askerlere ve politikacılara kadar çeşitli profesyonellerden oluşuyor.
The Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, Nagel Komitesi’nin savunma bütçesi ve güvenlik stratejisine ilişkin son raporunda, Tel Aviv yönetiminin Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya karşı hazırlıklı olması gerektiği söylüyor.
Nagel Komitesi raporunu incelediğimizde şu görüşler var; Tel Aviv yönetiminin Türkiye ile “olası bir savaşa” hazırlıklı olması gerektiğini belirtiyor. The Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, Nagel Komitesi’nin savunma bütçesi ve güvenlik stratejisine ilişkin son raporunda, Tel Aviv yönetiminin Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya karşı hazırlıklı olması gerektiği söylüyor.
Rapor, iki gün önce Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e sunulmuş. Raporun içeriği, Türkiye’nin Osmanlı dönemindeki nüfuzunu geri kazanma hırsıyla hareket ettiğini ve bunun da İsrail ile gerilimin artmasına dolayısıyla muhtemel bir çatışmaya yol açabileceği iddialarını içeriyor.
Ayrıca raporda, Suriyeli muhalif grupların Türkiye ile ittifak kurarak İsrail’in güvenliğine yönelik güçlü bir şekilde tehdit oluşturma riski bulunduğuna dikkat çekiliyor. Raporu kaleme alan aklı evvel sözmüona uzmanlar daha da ileri giderek, “Suriye’den gelen tehdit, İran tehdidinden bile daha tehlikeli bir hal alabilir.” ifadesine yer veriyor. Komite, raporunda Türkiye’nin çıkaracağı zorluklarla başa çıkmak için savunma bütçesinin gelecek 5 yıl içinde yıllık 15 milyar şekele (yaklaşık 4,14 milyar dolar) çıkarılmasını öneriyor. Raporda, Türkiye ile olası bir çatışmaya karşı askeri kabiliyetlerinin artırılması ve uzun menzilli vuruş kabiliyetinin güçlendirilmesi için ilave F-15 savaş uçakları, insansız hava araçları ve diğer sistemlerin alınması gerektiği de vurgulanıyır. Ek olarak, Demir Kubbe, Davud Sapanı ve Iron Beam gibi hava savunma sistemlerinin kabiliyetlerinin geliştirilmesi gerektiğine de dikkat çekiliyor.
Açık bir tehdit
Öncelikle dikkatimi çeken nokta, Nagel Komitesi’nin hazırladığı her raporun basına sızdırılıp sızdırılmadığı. Bunun için İsrail konusunda uzman bir gazeteci ağabeyimi aradım ve uzun sohbet ettik; Onun da benimle hemfikir olduğu konu, bu raporun bilinçli olarak sızdırıldığı noktasında.

Zira komite üst düzey askerler ve istihbaratçılardan oluşmaktadır ve böyle bir oluşumun bölgede güçlü bir ülke ilgili hazırladığı raporların devlet sırrı kapsamında kalması beklenir. İyi niyetle hazırlanmadığı her cümlesinden belli olan söz konusu raporun temellendirilmesi ve ele alınan “tehdit” iddiları bakımından kısa bir analizle, aslında İsrail’in Türkiye’yi nasıl tehdit etmeye çalıştığına birlikte göz atalım. Buyrun,
Öncelikle, raporda Türkiye’nin Osmanlı dönemindeki nüfuzunu geri kazanma hırsından bahsedilmesi, tarihsel bilgiden yoksun kısır ve basit bir yorum gibi görünüyor. Modern Türkiye’nin politikaları, geçmişin bir tekrarını değil günümüzdeki stratejik gereksinimleri karşılamaya yönelik bir çabadan başka bir şey değildir. Bu tür genellemeler, Türkiye’de kahvehanelerde konuşulur ve asla devlet politikası olmaz. Ama sanıyoruz, Telaviv’de birahanalerde fazla zaman harcıyor komite üyeleri. Türkiye’nin iç ve dış politikasından da bihaberler. Dolayısıyla bu yöndeki tarihsel göndermelere dayanarak bir tehdit algısı oluşturmak sağlıklı bir psikolojiye sahip devlet aklının işi olamaz.
Suriyeli muhalif grupların Türkiye ile ittifak kurarak İsrail’in güvenliğine yönelik tehdit oluşturma riski taşıdığına dikkat çekiliyor. Ancak bir gazeteci olarak ben bile bu iddianın içi boş varsayıma dayandığını söylebilirim.
Suriyeli muhalif grupların Türkiye ile ittifak kurarak İsrail’in güvenliğine yönelik tehdit oluşturma riski taşıdığına dikkat çekiliyor. Ancak bir gazeteci olarak ben bile bu iddianın içi boş varsayıma dayandığını söylebilirim. Bu nasıl istihbaratçılık akıl ermiyor ama biz devam edelim; Nagel Komitesi ve Binyamin Netenyahu’ya raporu biz verelim:
Suriye’deki mevcut durum o kadar karmaşık ki, Türkiye’nin bu karmaşada en büyük rolü Suriye’de düzenin yeniden sağlanmasından öteye gitmez.
Raporu hazırlayan Komite bir konuda kendilerini ele vermiş ve şunu demiş, “Suriye’den gelen tehdit, İran tehdidinden bile daha tehlikeli” Buna içten içe güler insan. İsrail’in İran ile 70 yıldır anşlaşmalı olduğunu artık sağır sultan biliyor. Ama komitenin akıl almaz iddiasını teknik açıdan kaale alıp değerlendirecek olursak, bu iki tehditin doğası dikkate alındığında her ikisinin de farklı stratejiler ve önceliklerinin olduğunu söylebiliriz.
Gerçekçi ve kapsamlı analiz yapmadan, basına servis edilen, içeriği tehdit kokan bu rapor İsrail’in ulusal güvenliğini tehlikeye atar Türkiye’nin değil.
Komitenin önerilerinin pratikliğine de baktığımızda savunmaya fazladan 15 milyar şekel gibi büyük bir artış öneriliyor. Bana kalırsa buna bir avuç nüfusa sahip İsral’in ne ekonomisi ne de kaynakları yeter. Demek ki ABD’den ciddi nakti yardım alınıyor/alınacak! Çünkü İsrailliler her ne kadar savaşı ve öldürmeyi sevse de sosyal refahından asla feragat etmez.
Neresinden bakarsak bakalım Nagel Komitesi’nin raporu, Türk-İsrail ilişkilerinin geleceğine zarar verecek. Komite verilecek zarardan geri dönüş olmasın diye hazırladığı rapora aleniyet kazandırmak için basına servis ediyor. Rapordaki tarihsel bağlam eksikliklerini ve tehdit algılarındaki belirsizlikleri belkide bilmediğimiz çok farklı bir amaca hizmet ettiği gerçeğini de görmezden gelmemeliyiz. Gerçekçi ve kapsamlı analiz yapmadan, basına servis edilen, içeriği tehdit kokan bu rapor İsrail’in ulusal güvenliğini tehlikeye atar Türkiye’nin değil.



