
Almanya ekonomisinde Trump endişesi
- Donald Trump'ın ikinci kez Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı seçilmesi ve 20 Ocak 2025'te yemin ederek göreve başlaması, hem siyasi hem de ekonomik alanda büyük yankılar uyandırıyor.
Almanya ekonomisinde Trump endişesi
İsmail Akpınar
ekonomist@akpinar.de
Donald Trump‘ın ikinci kez Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı seçilmesi ve 20 Ocak 2025’te yemin ederek göreve başlaması, hem siyasi hem de ekonomik alanda büyük yankılar uyandırıyor. Özellikle “America First” çerçevesinde hayata geçireceği, kendi ülkesinin ekonomisini korumaya yönelik politikalar ve bazı büyük ekonomilere karşı alacağı önlemler ön plana çıkıyor. Trump’ın bu alandaki atacağı kritik adımlar, ABD’nin en önemli siyasi ve ekonomik ortaklarından olan Almanya tarafından da dikkatle izleniyor; zira Almanya’nın, Trump’ın son başkanlık döneminde kendisiyle yaşadığı olumsuz deneyimler hala akıllarda.
Almanya ve ABD arasındaki ticaret
Almanya İstatistik Kurumu (Destatis) verilerine göre, Almanya 2023 yılında ABD’ye 157,9 milyar avro değerinde mal ihraç etti. Bu, son 20 yılın en yüksek ihracat rakamı olup, Almanya’nın toplam ihracatının %9,9’unu oluşturuyor. Aynı yıl Almanya, ABD’den 94,7 milyar avro değerinde mal ithal etti. Bu da 2004 yılından bu yana en yüksek oran olup, Almanya’nın 2023 yılı toplam ithalatının %6,9’una denk geliyor. Bu veriler doğrultusunda, ABD, Çin’den sonra Almanya’nın en önemli ikinci ticaret ortağı konumunda. İhracat kalemlerine baktığımızda, 2023 yılında Almanya’nın toplam ilaç ihracatının neredeyse dörtte biri (%23,2’i) ABD’ye gerçekleştirilmiştir. Bunun yanı sıra, Almanya’nın ABD’ye yaptığı ihracatta önemli yer tutan diğer kalemler arasında makineler (bu alandaki toplam ihracatının %13), motorlu taşıtlar ve parçaları (%12,6), diğer otomotiv ürünleri (%13) ile bilgisayar, elektronik ve optik malzemeler (%9,6’ı) bulunmaktadır. Almanya, 2023 yılında ABD’den en çok ilaç, otomotiv, araç ve parçaları, bilgisayar, elektronik ve optik malzemeler ile kimya ürünleri ithal etmiştir.
Bu nedenle, Çin, Kanada ve Meksika yanı sıra Almanya’da ek gümrük vergi tehditlerinin merkezinde yer alıyor.
Almanya’daki ABD sermayeli yatırımlar
ABD, Almanya için yalnızca önemli bir ticaret ortağı değil, aynı zamanda Almanya’daki en büyük şirket yatırımlarına sahip ülkedir. Destatis’in verilerine göre, 2022 yılında Almanya’daki toplam 38.500 yabancı sermayeli şirketin %11,5’i ABD merkezli ana şirketlere aittir. Bu 4.400’den fazla şirket, 2022’de Almanya’da yaklaşık 774.600 kişiye istihdam sağlamış ve yaklaşık 416,5 milyar avro ciro elde etmiştir. Bu rakam, Almanya’daki yabancı kontrollü şirketlerin toplam cirosunun %19,3’üne denk gelmektedir. Öte yandan, Bundesbank verilerine göre, 2022 yılında yurtdışındaki Alman yatırımcılar tarafından kontrol edilen toplam 41.100 şirketin 6.100’ü ABD’de faaliyet göstermektedir. Bu şirketler, ABD’de 964.000 kişiye istihdam sağlamakta ve yıllık 828 milyar avro ciro elde etmektedir.
Almanya’nın dış ticaretini tehdit eden riskler
Bu veriler ve istatistikler, ABD ve Almanya ekonomilerinin ne denli iç içe geçtiğini açıkça ortaya koyuyor. Korumacı bir ekonomik politika izleyeceğini sürekli olarak dile getiren ABD’nin yeni başkanı Trump, Alman dış ticareti ve ekonomisi için ciddi riskler yaratıyor. Trump, yemin töreninde ABD’deki enerji fiyatlarının yanı sıra şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergilerini azaltacağını açıkladı. Bu indirimleri finanse edebilmek amacıyla dış ticarete daha yüksek tarifeler uygulanacak. ABD genellikle dış ticaret açığı bulunan bir ekonomi. 2023 yılında ülkenin toplam dış ticaret açığı 773 milyar dolar civarındaydı. ABD büyük ticaret ortakları Meksika, Kanada, Çin ve Almanya ile büyük çaplı dış ticaret açığı bulunmakta. Örneğin ABD’nin 2023 yılında Almanya ile dış ticaret açığı 63,3 milyar avro. Donald Trump bu durumu en kısa zamanda kendi ülkesinin lehine çevirmek istiyor. Bu nedenle, Çin, Kanada ve Meksika yanı sıra Almanya’da ek gümrük vergi tehditlerinin merkezinde yer alıyor.
ABD’de istihdam yaratmak ve katma değer sağlamak
Ayrıca, ABD’ye en fazla ihracat yapan Alman ilaç, otomotiv ve diğer yüksek teknoloji şirketlerinin orta ve uzun vadede üretimlerinin bir kısmını ABD’ye kaydırmaları da Trump’ın planları arasında yer almaktadır.
Trump’ın yeni tarifelerle hayata geçirmeyi planladığı enerji ve vergi indirimlerini finanse etme hedefi, yalnızca kısa vadeli bir amaç taşımaktadır. İhracatçı firmalar, ek vergileri ürün fiyatlarına yansıtacakları için, bu ek maliyetler nihayetinde ABD’li tüketicilerin üzerine yüklenecek ve bu durum ABD’de enflasyonun artmasına neden olacaktır. Bu bağlamda, Trump’ın tarifeleri uygulama amacı esasen iç piyasadaki ABD şirketlerini dış rekabetten korumak ve yeni şirketlerin doğrudan ABD’ye yatırım yapmalarını teşvik etmektir. ABD’nin yeni başkanının, Almanya’da faaliyet gösteren 4 binin üzerinde ABD sermayeli şirketin geri dönerek burada istihdam ve ekonomik katma değer yaratmasına odaklandığı gözlemlenmektedir. Ayrıca, ABD’ye en fazla ihracat yapan Alman ilaç, otomotiv ve diğer yüksek teknoloji şirketlerinin orta ve uzun vadede üretimlerinin bir kısmını ABD’ye kaydırmaları da Trump’ın planları arasında yer almaktadır.
ABD-Çin ticaret savaşlarının Alman ekonomisine dolaylı etkileri
ABD’nin Çin ile muhtemel bir ticaret ve ekonomik çatışmaya girmesi, dolaylı olarak Alman ekonomisini de olumsuz yönde etkileyecektir. Trump, bu ticaret ve ekonomik savaşa destek vermeyen veya yaptırımları ihlal eden ülkelere ve şirketlere ceza ve ekonomik ambargo uygulamayı planlamaktadır. 2023 itibarıyla Almanya’nın Çin’deki toplam doğrudan yatırımları 120 milyar avroyu aşmaktadır. Bu durum, Alman 2ekonomisinin bu açıdan önemli bir riskle karşı karşıya olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Almanya’nın en büyük ihracat ortağı olan ABD’nin doğrudan ve dolaylı olarak uygulayacağı ticaret ve ekonomik savaşlar, halihazırda ekonomik zorluklar yaşayan ve sanayisinde her iki iş yerinden birinin ihracata bağımlı olduğu Almanya’yı kısa ve orta vadede ciddi şekilde etkileyecektir.
ABD Başkanı Trump’ın uygulamayı planladığı ekonomik koruma politikaları ve başlatacağı ticaret savaşları, en çok Alman ekonomisini olumsuz etkileyecek gibi görünmektedir. Almanya’nın en büyük ihracat ortağı olan ABD’nin doğrudan ve dolaylı olarak uygulayacağı ticaret ve ekonomik savaşlar, halihazırda ekonomik zorluklar yaşayan ve sanayisinde her iki iş yerinden birinin ihracata bağımlı olduğu Almanya’yı kısa ve orta vadede ciddi şekilde etkileyecektir. Trump’ın korumacı politikaları, ABD ve Alman şirketlerinin üretim ve yatırımlarını Amerika’ya yönlendirmesine neden olacaktır.
. Özellikle, geleneksel olarak Almanya ekonomisine önemli istihdam ve katma değer sağlayan otomotiv sektörüne yönelik çevre ve iklimle ilgili politikaların zamanla uygulanması ve bu sektöre büyük mali yük getiren bu yöndeki önlemlerin hafifletilmesi gerekmektedir.
Bu durum, Almanya’da önemli istihdam kayıplarına yol açabilir ve 2025 yılı için tahmin edilen %0,3’lük düşük ekonomik büyümenin gerçekleşmesini bile tehlikeye atabilir. Almanya’nın bu ekonomik ve ticari tehditlere karşı nasıl bir strateji oluşturması gerektiği, ekonomi uzmanları tarafından detaylı bir şekilde incelenmektedir. 23 Şubat 2025’teki federal seçimlerin ardından kurulacak yeni hükümetin benimseyebileceği bazı ekonomik ve siyasi önerilerimi burada paylaşmak istiyorum, Almanya, ABD’ye olan siyasi ve ekonomik bağımlılığını orta vadede azaltmalı ve daha bağımsız bir strateji benimsemelidir. Avrupa Birliği (AB) içinde, ABD’nin kendi ekonomisini koruma politikalarına karşı daha fazla birlik ve dayanışma sağlanmalı. Bu bağlamda, AB’nin bir bütün olarak ABD’ye karşı bir tutum sergilemesi ve kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirlemesi gerekmektedir. Almanya’nın yeni pazarlara erişim sağlaması için jeopolitik açıdan önemli,
gerçekçi ortaklara ihtiyacı bulunmaktadır. Örneğin, Endonezya ile Güneydoğu Asya, Hindistan ile Güney Asya ve Türkiye ile Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika pazarlarına daha etkin bir şekilde ulaşma imkanı elde edilebilir. Bu ülkelerle karşılıklı çıkarlar temelinde jeopolitik ve güvenlik konularının yanı sıra ekonomik alanda da stratejik ortaklıklar kurulmalıdır. Almanya’nın federal seçimlerin ardından kurulacak yeni hükümeti, zor durumda olan ülke ekonomisini acilen reform etmeli. Bu sayede ekonomi cazip hale getirilerek, üretimlerini ABD’ye kaydırmak isteyen sermayenin önüne geçilmeli ve yeni yabancı yatırımcılar modern teşvik politikalarıyla ülkeye çekilmelidir. Bu reform kapsamında, özellikle aşırı bürokrasi, yüksek enerji maliyetleri ve işçi yan giderleri önemli ölçüde azaltılmalıdır. Almanya, kısa vadeli iklim ve doğa hedeflerine ulaşırken ekonomik ve teknolojik hedeflerini göz ardı etmemeli ve bu iki alan arasında sağlıklı bir denge kurmalıdır. Özellikle, geleneksel olarak Almanya ekonomisine önemli istihdam ve katma değer sağlayan otomotiv sektörüne yönelik çevre ve iklimle ilgili politikaların zamanla uygulanması ve bu sektöre büyük mali yük getiren bu yöndeki önlemlerin hafifletilmesi gerekmektedir. Bu şekilde, Almanya merkezli otomotiv şirketlerinin yanı sıra ilaç ve diğer yüksek teknoloji şirketlerinin de ülkede üretim yapmaya devam etmeleri ve ABD’ye kaymamaları sağlanmalıdır. 6. Özellikle son üç yıldır Scholz hükümetinin gelişmekte olan ülkelere yönelik ideolojik nedenlerle uygulamaya çalıştığı “feminist ekonomik gelişim politikası” yeniden değerlendirilmelidir. Bu ülkelerle eşit bir ekonomik gelişim ortaklığı izlenmelidir. Bu yaklaşım, özellikle büyük ekonomik ve ticari fırsatlar sunan Afrika kıtasında, ABD pazarında kaybedilecek paylar için Almanya ekonomisine yeni yatırım ve iş ortaklığı alternatifleri sunabilir.



