
Mekke, Müslümanlara miras mı, sömürü mekanı mı?
Mekke, Müslümanlara miras mı, sömürü mekanı mı?
Göktürk Kadığoğlu
gokturkkadioglu@outlook.com.tr
Mekke ve Medine, İslam dünyasının en kutsal mekânları olmasına rağmen, bugün bu bölgelerin kontrolü bir ailenin ve belirli siyasi gücün elinde bulunmaktadır. Hac ve Umre ibadetleri, tarih boyunca ümmetin birliğini pekistiren ve toplumsal kaynaşmayı sağlayan bir vesile iken, günümüzde kapitalist bir ticaret sisteminin parçası haline getirilmiş, fahiş fiyatlarla sunulan hizmetler sebebiyle sadece ekonomik gücü yetenlerin tam anlamıyla faydalanabileceği bir statüye dönüşmüştür.
Oysa tarih boyunca Mekke, ticari bir meta değil, ibadete tahsis edilmiş bir bölge olarak kabul edilmiş ve burada barınma hakkı tüm ümmete eşit şekilde sunulmuştur.
Halife eksikliği
Halifelik makamının kaldırılması, İslam dünyasında birlik ve otorite eksikliğine yol açmış, kutsal beldelerin yönetimi belirli bir hanedana bırakılmıştır. Oysaki Mekke, tüm Ümmetin ortak mirası olup, hiçbir devletin ya da hanedana ait olmamalıdır. Osmanlı döneminde Mekke, İslam dünyasının ortak sorumluluğu altında bulunurken, bugün Suud ailesinin kontrolünde, ekonomik ve siyasi bir sömürü aracı haline gelmiştir.
Suudi Arabistan yönetimi, hac ve umre gelirlerini kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanmaktadır. Mekke’deki lüks oteller ve AVM’ler, hac ibadetinin manevi atmosferini bozan bir kapitalist düzenin parçası haline gelmiştir. Oysa tarih boyunca Mekke, ticari bir meta değil, ibadete tahsis edilmiş bir bölge olarak kabul edilmiş ve burada barınma hakkı tüm ümmete eşit şekilde sunulmuştur.
Hac ve Umre, sömürüye dönüşen ticaret
Hac, sadece zenginlerin gidebildiği bir ibadet mi olmalı? Kur’an’da “Gücü yeten herkesin Hac yapması farzdır.” denmesine rağmen, günümüzde hac ibadeti, lükse dayalı bir turizm faaliyeti haline gelmiş, fakirler için ulaşılamaz hale getirilmiştir. Eskiden hacılar, uzun yollar katederek, sade ve zahmetli şartlarda hacca giderken, bugün “VIP hacı” kavramı ortaya çıkmış, lüks oteller ve yüksek fiyatlar hac ibadetinin merkezine oturmuştur.
Mekke’nin konaklama sistemi, kapitalist bir rant kapısına dönüştürülmüş, hacılardan fahiş fiyatlarla konaklama ücretleri alınarak, bu gelirler belirli zümrelerin ceplerine akıtılmaktadır. Tarihte, Hz. Peygamber ve dört halife döneminde Mekke’de evler satılamaz, kiralanamaz ve ticari meta haline getirilemezken, bugün evler astronomik fiyatlarla kiralanmakta, otel zincirleri hacıların sırtından milyarlar kazanır hale gelmiştir. Oysa Mekke, tüm Ümmetin ortak malıdır.
Hac ve umre ibadetleri, belirli elitlerin zenginleşme aracı haline getirilmemelidir. Mekke ve Medine, tüm Ümmetin ortak kutsal mirasıdır ve buraya gelen herkes adil, eşit ve makul şartlar altında ibadet etme hakkına sahip olmalıdır.
Vatikan modeli: Mekke bağımsız olabilir mi?
Katolik dünyası, Vatikan’ı bir devlet olarak tanımış ve bağımsız bir yönetim altında tutmuştur. Vatikan, tüm Katolik dünyasının ortak gelirleriyle finanse edilir ve hiçbir ülkeye bağlı olmadan, dini bir merkez olarak işlev görür. Aynı model Mekke için de düşünülebilir mi?
Neden Mekke de tüm Ümmetin ortak yönetimi altında, ticari kaygılardan uzak bir dini merkez olarak idare edilmesin? İslam ümmeti, Mekke’nin siyasi ve ekonomik çıkarlar için kullanılmasına karşı çıkmalı ve kutsal bölgenin bağımsız bir statü kazanmasını talep etmelidir. Hac ve umre organizasyonları, Suudi yönetiminin değil, tüm İslam dünyasının ortak karar alabileceği bir sistemle yönetilmelidir.
Mekke ve Medine, tüm Ümmetin ortak kutsal mirasıdır ve buraya gelen herkes adil, eşit ve makul şartlar altında ibadet etme hakkına sahip olmalıdır.
Mekke, bir hanedana veya devlete ait olamaz. Hac ve umre ibadetleri, belirli elitlerin zenginleşme aracı haline getirilmemelidir. Mekke ve Medine, tüm Ümmetin ortak kutsal mirasıdır ve buraya gelen herkes adil, eşit ve makul şartlar altında ibadet etme hakkına sahip olmalıdır.
Müslümanlar, Mekke’nin rant kapısı haline getirilmesine ve kapitalist bir hac ticaretine dönüşmesine karşı durmalı, ibadetin ruhunu ve ümmetin birliğini koruyacak yeni bir sistemin kurulması için girişimlerde bulunmalıdır. Aksi takdirde, hac ve umre ibadetleri, modern zamanların en pahalı dini turizmi olmaya devam edecektir.



