Sömürgeci gazetecilik anlayışı

Bu arada Bowen’ın beden dili ve giyim tarzı ise röportaj boyunca kibirli ve üsttenci bir tavır sergilediğini gösteriyor. Şer’a ile konuşurken sergilediği bu tavır, bir gazetecinin tarafsızlık ilkesinden ne kadar uzaklaşabileceğinin açık bir örneği. Bu durum, 2015 yılında Esad ile yaptığı röportajla kıyaslandığında daha da belirgin hale geliyor.”

Sömürgeci gazetecilik anlayışı

Bekir Atacan
İngiliz kıdemli gazeteci Jeremy Bowen’ın BBC’de Ahmed Şer’a ile gerçekleştirdiği röportaj, yalnızca provokatif sorular içermiyor aynı zamanda sömürgeci gazetecilik anlayışının çarpıcı bir örneği olarak şaşkınlıkla izliyoruz. Bu röportaj, gazetecilik etiği ve Batı merkezli önceliklerin eleştirisi bağlamında ders niteliğinde bir vaka olarak değerlendirilmelidir.

Suriye’deki savaşın yıkıcı etkileri hala devam ederken, toplu mezarlarda işkenceyle öldürülen insanların cesetleri kayıpken, yüzbinlerce aile kayıplarını ararken ve milyonlarca insan yıkılmış evlerinin yeniden inşası için umutla beklerken sömürgeci gazetecinin provokatif sorularına bakın!. Böylesine insani bir trajedi karşısında, BBC’den Jeremy Bowen’ın röportajda odaklandığı konular, Suriyelilerin gerçek yaşam mücadelelerinden maalesef çok uzak!  Bowen, “Heyet Tahrir el-Şam”ın (HTŞ) alkollü içecekler ve kadınların toplumsal hayata katılımıyla ilgili politikalarının nasıl olacağı sorusunu yöneltiyor! Bu sorular tabii ki en başta batı toplumlarının ilgisini çekmek için sorulsa da asıl amaç mevcut yönetime yüklenecek, “açık” aramak değil de nedir?

Batının öncelikleri ve sömürgeci yaklaşım

Bowen’ın Şer’a’ya yönelttiği tek meydan okuma içeren soru, alkolle ilgiliydi. Bu durum, gazetecinin Batı merkezli önceliklerini açıkça ortaya koyuyor. Oysa Suriye’de insan hakları ihlalleri, HTŞ’nin kontrol ettiği bölgelerde gördüğümüz zindanların durumu ve muhaliflere yönelik tutumlar gibi daha önemli konulara hiç değinilmedi. Geçiş dönemi adaleti, sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkiler, İsrail’in sürekli saldırıları ve Suriye topraklarının işgali gibi kritik meseleler de röportajda tamamen göz ardı edildi. Sen bir gazeteci olarak İsrail işgalini sormayacaksan sana gazeteci diyebilmek için insanlığın marstan gelmiş olması gerek.  Bu arada Bowen’ın beden dili ve giyim tarzı ise röportaj boyunca kibirli ve üsttenci bir tavır sergilediğini gösteriyor. Şer’a ile konuşurken sergilediği bu tavır, bir gazetecinin tarafsızlık ilkesinden ne kadar uzaklaşabileceğinin açık bir örneği. Bu durum, 2015 yılında Esad ile yaptığı röportajla kıyaslandığında daha da belirgin hale geliyor. Esad, Batı’da eğitim almış ve Batı’ya ait biri gibi gösterilmeye çalışılmıştı. Zira 2015 yılında batılılar Esad’ı destekliyordu ve ona göre agı yratmalıydlar.

Yüzeysel karşılaştırmalar yaptı

Suriye’deki HTŞ ile Afganistan’daki Taliban arasında yapılan yüzeysel karşılaştırmalar da röportajın sorunlu bir diğer yönüydü. Bu tür basmakalıp yaklaşımlar, bölgedeki her İslami grubun birbirinin kopyası olduğu gibi yanlış bir anlayışa dayanıyor. Yerel bağlamın göz ardı edilmesi bölge halklarının tekdüze insanlar olarak görülmesine yol açıyor. Bu da batılı gazeecilerin ne kadar sığ olduklarını gözler önüne seriyor. Batılının kadın hakları, azınlıklar ve alkol gibi konulara bu şekilde odaklanması, bölgede yaygın olan komplo teorilerini de güçlendiriyor. İnsan hakları savunucularının veya feministlerin batının ajanları olduğu suçlamaları bu tür yaklaşımlarla daha da pekişiyor. Oysa bu haklar, bölge halklarının kendi mücadeleleriyle kazanılması gereken doğal hakları olarak ele alınmalı.

Suriye’nin geleceği ve zorluklar

Ahmed Şer’a’nın attığı adımların Avrupalılar ve ABD tarafından olumlu karşılandığı görülüyor. Suriye’nin kurtuluş sürecinin zamanlaması, Biden ve Trump dönemleri arasındaki farklılıklarla uyumlu bir strateji olarak değerlendiriliyor. Barbara Leaf’in ziyareti ise sürecin seyrinde bir dönüm noktası olarak yorumlanabilir. Türkiye’nin Suriye’deki siyasi geçiş sürecine ve anayasal bağlama sağladığı destek ise hayati önem taşıyor. Ancak Suriye, şu anda siyasi ve ekonomik açıdan büyük bir enkaz durumunda. Ülkenin yeniden inşası ve halkın ihtiyaçlarının karşılanması için çok fazla çalışma yapılması gerekiyor. Ne yazık ki siyaset, halkın hizmetine sunulması gereken bir araç olarak değil hala bir kukla tiyatrosu yaratma aracı olarak algılanıyor.
Kısaca vurgulamak geekirse Jeremy Bowen’ın Ahmed Şer’a ile yaptığı röportaj, gazetecilik etiği açısından ciddihiçte obkjtif değil. Sömürgeci bakış açısı ve batı merkezli öncelikler, bu tür röportajların temel sorunlarını oluşturuyor. Suriye gibi savaşın yıkıcı etkilerini derinden yaşayan bir ülkede, gazetecilerin daha duyarlı ve yerel bağlamı dikkate alan bir yaklaşım benimsemesi gerekmez mi? Bu tür röportajlar yalnızca bölgedeki sorunların daha da derinleşmesine yardımcı olmaktan ötreye gitmez.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu