
Araplar Suriye’nin bölünmesini daha çok destekliyor
Araplar Suriye’nin bölünmesini daha çok destekliyor
Mustafa Süleymanoğlu
Araplar Suriye’nin bölünmesini daha çok destekliyor
Mustafa Süleymanoğlu
mustafasuleymanoglu01@gmail.com
Suriye’de 14 yıl süren savaşın ardından enkaza dönmüş yıkılmış şehirler, parçalanmış bir toplum ve giderek keskinleşen siyasal eğilimler bıraktı. Bugün sahadaki tabloya bakıldığında, Suriye’nin geleceğine dair en tehlikeli tartışmanın “bölünme” ekseninde yürüdüğü açıkça görülüyor. Ve bu tartışmayı en yüksek sesle dillendirenlerin başında, SDG, Kürt siyasi yapılar ve bazı Arap gruplar geliyor.
Uzun süre Suriye’nin bölünmesi meselesi, tek bir yapının ya da etnik grubun hedefiymiş gibi sunuldu. Oysa sahadaki gerçeklik, Arap siyasi ve askeri aktörlerin önemli bir kısmının da fiilen ya da zihnen bu fikre yaklaştığını gösteriyor. Bunun nedeni ideolojik bir arayış değil; iktidar, nüfuz alanı ve ekonomik çıkar hesabıdır. Merkezi ve güçlü bir Suriye devleti, bu yapıların savaş yıllarında elde ettiği kazanımları tehdit ediyor. Bugün bazı Arap gruplar için “Birleşik Suriye” söylemi, pratikte anlamını yitirmiş durumda. Kendi bölgesini yöneten, kendi silahlı gücünü elinde tutan ve dış aktörlerle doğrudan ilişki kuran yapılar, ülkenin bütünlüğünü bir yük olarak görüyor. Bölünme ya da gevşek bir federasyon, bu aktörler açısından hem hesap verebilirliği azaltıyor hem de savaş ekonomisinin devamını mümkün kılıyor.
Bu noktada Türkmenlerin durduğu yer ise bilinçli bir tercihten çok, tarihsel bir refleksi yansıtıyor. Suriye Türkmenleri, tüm baskılara rağmen ülkenin toprak bütünlüğünü savunuyor. Çünkü onlar için bölünme, daha fazla güvenlik değil; daha fazla yalnızlık ve daha fazla tehdit anlamına geliyor. Türkmenler biliyor ki parçalanmış bir Suriye’de en önce ezilecek olanlar, dış desteği olmayan ve merkezi bir devlete yaslanamayan kesimlerdir.
Suriye’yi küçük parçalara ayırmayı “çözüm” diye sunanların görmezden geldiği bir gerçek var: Bölünme, hiçbir zaman istikrar üretmez. Irak’ta, Libya’da ve Lübnan’da yaşananlar ortada. Etnik ya da mezhepsel temelli her yeni yapı, dış müdahaleye açık yeni bir cephe demektir. Suriye’de bunun adı barış değil, kalıcı kaos olur.
Bugün Arap grupların önemli bir kısmı, Suriye’nin birliğini savunmak yerine kendi alanını korumanın peşinde. Bu da fiilen bölünmeyi besleyen bir tutumdur. Açıkça söylenmese bile yapılan her hamle, kurulan her yerel düzen, merkezi devleti biraz daha zayıflatıyor. Bu gerçek görmezden gelinerek Suriye’nin geleceği inşa edilemez.
Sonuç olarak mesele, Suriye’nin nasıl bölüneceği değil; bölünmenin kime ne kazandıracağıdır. Kazananlar bellidir, kaybeden ise yine Suriye halkı olacaktır. Bugün Araplar arasında bölünmeye verilen destek, yarın bu ülkenin daha derin bir çıkmaza sürüklenmesinin zeminini hazırlamaktadır.

