
Avrupa ve NATO endişeli

Avrupa ve NATO endişeli
Göktürk Kadıoğlu
gokturkkadioglu@outlook.com.tr
ABD başkanlık koltuğuna Donald Trump’ın yeniden oturması, Ukrayna-Rusya savaşının gidişatını belirleyen en kritik gelişmelerden biri olabilir. Trump’ın önceki dönem politikaları ve mevcut söylemleri, onun ABD dış politikasını nasıl yönlendirebileceği konusunda ipuçları sunuyor. Ancak bu yeni dönemin hem sosyo-politik hem de ekonomik açıdan ne gibi etkileri olabileceği belirsizliğini koruyor.
Trump’ın önceki başkanlık döneminde NATO hakkındaki şüpheci tutumu ve Avrupa ülkelerine “kendi savunmalarını üstlenmeleri” yönündeki baskısı, Ukrayna savaşında da etkili olabilir. Trump’ın “Amerika Önce” (America First) anlayışı, Ukrayna’ya verilen askeri ve mali yardımların sorgulanmasını beraberinde getirebilir.
Ancak bu, Ukrayna’nın ciddi tavizler vermesi gereken bir senaryo doğurabilir ve Rusya lehine bir barış masası kurulabilir.
Bu durum, ABD’nin Ukrayna’ya olan dış yardımlarını kısmasına ya da tamamen kesmesine yol açabilir. Ukrayna’nın direnci açısından bu büyük bir darbe olurken, Avrupa Birliği ülkeleri üzerinde de daha fazla baskı oluşturabilir. Ancak Avrupa’nın ekonomik zorluklarla boğuşan bir dönemde Ukrayna’yı uzun vadede tek başına destekleyip destekleyemeyeceği tartışmalı.
Ayrıca, Trump’ın Rusya’ya yaklaşımının daha uzlaşmacı olabileceği yönündeki düşünceler, Ukrayna’da bir “barış görüşmeleri” ihtimalini gündeme getirebilir. Ancak bu, Ukrayna’nın ciddi tavizler vermesi gereken bir senaryo doğurabilir ve Rusya lehine bir barış masası kurulabilir.

ABD, Rusya ve Avrupa
Ekonomik açıdan bakıldığında, Trump’ın Ukrayna’ya yardımları kısma ihtimali ABD’nin maliyetlerini azaltabilir, ancak bu, ABD silah endüstrisi için olumsuz bir durum yaratabilir. Ukrayna savaşı, Amerikan savunma sanayii için büyük bir pazar oluşturdu ve Trump’ın bu alandaki politikaları bu dev endüstriyi etkileyebilir.
Avrupa tarafından bakıldığında, Trump’ın selefi Joe Biden’ın aksine Ukrayna’ya koşulsuz destek vermemesi, Avrupa Birliği ülkeleri üzerinde büyük bir ekonomik yük oluşturabilir. Avrupa zaten enerji krizi ve enflasyonla mücadele ederken, Ukrayna savaşını finanse etmek konusunda zorluk çekebilir.
ABD’nin savaş sonrası Ukrayna’nın yeniden inşasında büyük pay sahibi olmak istemesi ve bu kaynaklar üzerinde ciddi hak taleplerinde bulunması muhtemel.
Bununla birlikte, Trump’ın Rusya ile ilişkileri normalleştirme eğiliminde olması, enerji piyasalarında da değişimlere yol açabilir. ABD’nin Rus petrol ve gazına uyguladığı ambargoları gevşetmesi halinde, enerji fiyatları kısmen düşebilir ve Avrupa ülkeleri bu anlamda bir rahatlama hissedebilir.
Ancak asıl kritik nokta, ABD’nin Ukrayna’daki yer altı kaynakları üzerindeki beklentileridir. ABD, Ukrayna’nın özellikle lityum, nikel ve nadir toprak elementleri gibi kritik maden kaynaklarına büyük ilgi gösteriyor. Ukrayna’nın zengin yer altı kaynakları, savaşın ekonomik boyutunun en önemli unsurlarından biri haline gelmiş durumda. ABD’nin savaş sonrası Ukrayna’nın yeniden inşasında büyük pay sahibi olmak istemesi ve bu kaynaklar üzerinde ciddi hak taleplerinde bulunması muhtemel. Eğer Trump yönetimi bu süreci agresif bir şekilde yönlendirirse, Ukrayna’nın doğal kaynaklarının ABD merkezli şirketler tarafından işletilmesi kaçınılmaz olabilir. Bu da Ukrayna’nın ekonomik bağımsızlığı açısından önemli bir risk doğurabilir.
Savaşın gidişatı ne olacak?
Trump’ın Ukrayna-Rusya savaşına yönelik yaklaşımının belirleyici unsurlarından biri, onun ABD’nin iç politikasını ve ekonomisini öncelikli görmesi olacaktır. Bu bakımdan, Ukrayna’ya olan desteğin kısılması ve Avrupa’nın bu savaşta daha fazla sorumluluk alması muhtemeldir. Bu durum, Ukrayna için çok daha zorlu bir sürecin başlangıcı olabilir.
ABD’nin yeni yönetimi, Ukrayna savaşının seyrini kökten değiştirebilir. Avrupa’nın savaştaki rolü artarken, Ukrayna’nın daha yalnız kalabileceği bir dönem kapıda olabilir.
Ancak Trump’ın daha pragmatik bir lider olarak Rusya ile barışı hızlandırma ihtimali de gündemde. Bu senaryoda, Ukrayna’nın toprak tavizleri vermesi gerekecek, bu da savaşın sona ermesine karşın Ukrayna için çok da zaferle bitmeyen bir sürecin yaşanabileceği anlamına gelebilir.
ABD’nin yeni yönetimi, Ukrayna savaşının seyrini kökten değiştirebilir. Avrupa’nın savaştaki rolü artarken, Ukrayna’nın daha yalnız kalabileceği bir dönem kapıda olabilir. Trump döneminin Ukrayna için bir şans mı yoksa çıkmaz mı olduğu, ancak zamanla netlik kazanacaktır.



