
Baharın müjdesi Hıdrellez bu gece başlıyor

Baharın müjdesi Hıdrellez bu gece başlıyor
Büşra Nur Bayrak / İstanbul
Baharın habercisi olarak kabul edilen Hıdırellez, 2026 yılında 5 Mayıs Salı akşamı itibarıyla başladı. Yüzyıllardır Anadolu’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada kutlanan bu köklü gelenek, 6 Mayıs Çarşamba akşamına kadar devam edecek. Halk inanışına göre Hıdırellez gecesi, Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu özel zaman dilimi olarak kabul ediliyor.
Doğanın uyanışı ve bereket inancı
Doğanın uyanışını, toprağın canlanmasını ve bereketin artmasını simgeleyen Hıdırellez, aynı zamanda umutların tazelendiği bir gün olarak öne çıkıyor. Rivayetlere göre darda kalanlara yardım eden Hızır ile suların koruyucusu İlyas’ın yılda bir kez buluştuğu bu gecede, dokundukları her yerin yeşerdiğine ve bollukla dolduğuna inanılıyor. Bu nedenle Hıdırellez, yalnızca mevsimsel bir geçiş değil, aynı zamanda bolluk, sağlık ve şifa beklentisinin sembolü olarak görülüyor.
Kökeni yüzyıllar öncesine dayanan Hıdırellez geleneği, adını Hızır ve İlyas isimlerinin halk dilinde birleşmesinden alıyor. Türk dünyasının ortak kültürel mirası olarak kabul edilen bu özel gün, 2017 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine de dahil edilerek uluslararası düzeyde tescillendi.
Gelenek ritüellerle yaşatılıyor
Türkiye’nin dört bir yanında bu geceye özgü ritüeller de yeniden hayat buldu. En yaygın gelenekler arasında dileklerin yazılarak gül ağacına asılması ya da toprağa gömülmesi yer alıyor. Kötülüklerden arınmak ve yeni başlangıçlara adım atmak isteyenler ise yakılan ateşlerin üzerinden atlıyor. Bazı bölgelerde ise genç kızların kısmet açma ritüelleri, su kenarından taş toplama gelenekleri ve bereket getirdiğine inanılan uygulamalar dikkat çekiyor.
Uzmanlar, Hıdırellez’in sadece folklorik bir etkinlik değil, aynı zamanda insanın doğayla kurduğu bağın ve toplumsal hafızanın güçlü bir yansıması olduğuna işaret ediyor. Her yıl 5 Mayıs gecesi yakılan ateşler ve tutulan dilekler, yüzyıllardır süregelen bu geleneğin bugün de canlılığını koruduğunu ortaya koyuyor.



