Gofrik ahlakı!

Gofrik ahlakı!
Bünyamin Aygün
bunyaminaygun@gmail.com

Aydemir Akbaş, Şaban, İvedik, Cem Yılmaz ve Turabi

Son yıllarda, sosyal medya platformları ve dijital içerik sağlayıcıların özellikle genç nesil üzerinde büyük bir etki yarattığı su götürmez bir gerçek. Cem Yılmaz’ın “Erşan Kuneri” dizisi gibi yapımlar, geçmişteki pornografik içeriklere gönderme yapacağım derken, bel altı mizahıyla gündemde kalmaya çalışıyor. Başarısız ve ahlaksız repliklerin diz boyu olduğu bir dizinin sözde kahramanını, bir markanın gofret reklamında oynatması ise biraz düşündürücü.

Sonra Recep İvedik çıktı sahneye!
Yani Şahan Gökbakar…


Türkiye’deki ahlaki çöküş, 1980’lerde medya ve teknolojinin etkisiyle başladı. Televizyonlar ve sinemalardaki ahlaksız yapımlar geleneksel değerlerin zayıflamasının önünü açtı. Özellikle 1990’larda televizyon, sinema ve internetin yaygınlaşması, ahlaki sınırları giderek daha da esnetti ve bugünlere zemin oluşturdu. Bu süreçte Türk toplumunda değerler arasındaki denge bozuldu ve bireysel özgürlüklerin ön plana çıkmasıyla toplumsal ahlaki sorumluluklar ikinci plana itildi.
Peki bu sürece nasıl gelindi?
1970’lerde Aydemir Akbaş, komedi filmi adı altında pornografik içeriklerle Türkiye’de ahlaki açıdan kara bir dönemin kapısını araladı. O yıllarda kimse sesini yükseltmedi ve zamanla kullanılan üslup insanların normali haline geldi. Toplumun algısı adım adım değiştirildi, ahlaki değerler hiçe sayıldı.
Aynı dönemde Kemal Sunal filmleriyle yeni bir akım başladı; “Şaban dönemi!” Küfürsüz, cinsellik temalı esprilerden uzak bir filmi var mıydı rahmetlinin? İmamları sahtekar, dindarları paragöz, hacıları ırz düşmanı gösterdiği filmler, toplumun bilinçaltına işlendi. Güya halk sanatçısıydı ama küfrü ve değerlerimizle dalga geçmeyi normalleştirdi!
Sonra Recep İvedik çıktı sahneye!
Yani Şahan Gökbakar
Tek başımıza dile getirmeye bile utanacağımız sözde esprileriyle daha önce duymadığımız en pespaye küfürleri literatüre soktu. Özellikle gençlerin dilini ve bakış açısını değiştirdi, rezilliği komedi diye sundu.

…Ve şimdi de yeni bir yıldızımız var: Turabi!


Bugün de Cem Yılmaz sahnede.
Şovlarını geçtim, “Erşan Kuner”i diye bir diz ile iki yıldır Türk gençliğinin ahlak çeperlerini delik deşik etti.
Bel altı mizahı, cinsel içerikli esprilerle, en ağır küfürleri eğlence adı altında Netflix platformundan empoze ediyor.
Ağzımıza alamayacağımız sözde esprileri, bırakın ailece ortamında dillendirmeyi tek başımıza bile utanıyoruz duydukça. Türk izleyicisine inceden inceden verilen kirli ahlaki propaganda dili farkında olmadan toplum normlarını değiştirirken özellikle de  gençler, bu bozuk dili günlük yaşamlarına taşıyor.
Ve şimdi de yeni bir yıldızımız var, Turabi!
Bir şarkısı yüzünden hakkında yakalama kararı çıkarılan, Bodrum’da barlarda dans eden, ünlülerin kliplerinde figüranlık yapan ve TV8‘de Acun Ilıcalı’nın Survivor yarışmasıyla tanınan biri. Şimdi de toplumun gözünün içine baka baka çirkin bir şarkıyı yaymaya çalışıyor.
Dikkat ederseniz bu yapıtların arkasında belli yapımcılar var. Son yıllarda Netflix ve TV8  Türk insanının ahlaki değerlerini hiçe saymayı kendilerine görev adetmişler adeta. Bunların yanısıra Yotube, InstagramX, Tiktok gibi platformlarda içerikleriyle insani değerlere adeta savaş açmış durumda.

Tamam, eyvallah. Ama madem öyle, neden Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve Turabi gibiler için de bu yasalar işletilmiyor?

RTÜK bunları neden görmezden geliyor anlayamıyoruz.
Bizler, babalarımızın “eşek” derken bile “affedersiniz” diyerek yüzlerinin kızardığı bir nesilden geliyoruz. Bugün ise ahlaksız içerikler her yerde normalleştiriliyor. RTÜK, toplumu yozlaştıran bu yayınlara dur demesi gerekirken, gerçek habercilik yapan mecralarla enerjisini tüketiyor.
Ne diyor?
“Basın özgürlüğü sınırsız değildir.”
Tamam, eyvallah. Ama madem öyle, neden Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve Turabi gibiler için de bu yasalar işletilmiyor? Türk toplumunun ahlak yapısını kökten çürüten bu isimler neden hala televizyonlarda, dijital platformlarda fütursuzca yer alıyor? Turabi için yakalama kararı insanın içini soğutmuyor. Zira Turabi gibilerin filizlendiği kanalları ve programları kurutmadan önüne geçemezsiniz bu rezilliğin. Sosyal medya da bu ahlaki çöküşün bir başka cephesi. YouTube, Instagram, X ve TikTok gibi mecralar, cinsel esprilerin ve küfürlerin havada uçuştuğu birer çöplüğe dönüştü. Bırakın gençleri, anaokulu çağındaki çocuklar bile bu içeriklere maruz kalıyor. Anneler babalar çaresiz durumda.

Peki Kahve Dünyası neyle gündeme geldi? Gazze’ye bomba yağdıran İsrail askerlerine destek iddialarıyla!
Hatırlanacağı üzere Kahve Dünyası, Yahudilerin Hamursuz bayramına özel bir kek yaparak bayramlarını da kutlalamıştı. Bunun üzerine bazı kesimler tarafından boykot edilmesine yönelik çağrılar yapılmıştı.


Netflix gibi dijital platformlarda da manzara farklı değil. Erkek eşcinselliği olmayan bir dizi yok gibi. Sigara ve uyuşturucunun olmadığı bir yapım bulmak zor. İzleyiciler, bu içeriklere maruz kalarak toplumsal değerlerden kopuyor. Bakıyoruz yine hedef gençlik!
Öncelikle herşeyi devletten beklememek gerekir. Bizlerinde artık bir şey yapmasının zamanı gelmiştir. Örneğin bir marka bir selebriti ile reklam çıkmak istiyorsa bunu “şov” adı altında soytarılık yapanlarla değil de sahiden toplum değer yargılarına saygılı olan selebriti isimlerle yol almalı.
Mesela bakıyıoruz Cem Yılmaz, Gofrik reklamında oynuyor. Önce şaşırdım ama sonra bir baktım, bu marka Kahve Dünyası’na ait.
Peki Kahve Dünyası neyle gündeme geldi? Gazze’ye bomba yağdıran İsrail askerlerine destek iddialarıyla!
Hatırlanacağı üzere Kahve Dünyası, Yahudilerin Hamursuz bayramına özel bir kek yaparak bayramlarını da kutlalamıştı. Bunun üzerine bazı kesimler tarafından boykot edilmesine yönelik çağrılar yapılmıştı.
Mizahı küfürden öteye geçemeyen birini reklam yüzü yapmaları sürpriz mi?
Tabii ki hayır!
Şaşırdık mı?
Hayır!

Sonuç olarak bu bir çöküş. Çünkü dil sertleşti, saygı azaldı ve toplum daha utanmaz hale geldi. Bunun sebebi sosyal medya, sinema, dizi platformları ve tabii ki belli başlı entertainment kanallar. Eskiye kıyasla daha pervasız, daha ölçüsüz bir mizah ve sanat anlayışı hakim oldu.

Kimsenin özeline karışmıyoruz. Kim özelinde ne yaparsa yapsın. Ama ahlaksızlığın alenileştirilmesine karşıyız!
Çünkü alenileşen her şey zamanla normalleşir. Bu yüzden RTÜK başta olmak üzere tüm devlet kurumları, STK’lar, “Millet olma” mefhumuna saygılı markalar, şirketler ve toplum, bu yozlaşmaya dur demelidir.
Bu gidişle gelecek nesil, ahlaki değerlerden uzak, aile kavramını önemsemeyen, milli duygulardan kopuk ve kimliksiz bireyler haline gelecek!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu