
Kartellerin gölgesinde bir ülke, Meksika

Kartellerin gölgesinde bir ülke, Meksika
Büşra Nur Bayrak / İstanbul
Meksika’nın en güçlü organize suç yapılarından biri olan Jalisco Yeni Nesil Karteli’ne (CJNG) yönelik operasyonun ardından ülke genelinde artan şiddet olayları, kapatılan yollar ve ertelenen uçuşlar güvenlik krizini yeniden gündeme taşıdı. Peki karteller nasıl bu kadar güçlendi ve bundan sonra ne olabilir? Uyuşturucu rotalarından kartel ekonomisine, sınır politikasından sivil hayatın dönüşümüne uzanan şiddet sarmalının anatomisi… Bu dosyada, Meksika’daki güvenlik krizinin perde arkasını tüm boyutlarıyla mercek altına aldık.

Meksika ordusu, dünyanın en çok aranan yeni nesil uyuşturucu kartel liderlerinden Rubén Nemesio Oseguera Cervantes, bilinen adıyla El Mencho’yu hafta sonu Jalisco eyaletinde düzenlenen operasyonla öldürdü. Resmî kaynaklar operasyonu doğrularken, çatışmanın Tapalpa kasabası çevresinde gerçekleştiği bildirildi. Açıklamalara göre saldırılar ve çatışmalarda 25’i güvenlik görevlisi olmak üzere toplam 73 kişi hayatını kaybetti.
Meksika’da son 15 yılda yüz binlerce insan kartel şiddetine uğradı. Kayıtlara göre kayıp dosyalarının sayısı ise on binlerle ifade ediliyor. Ülke, savaş ilan edilmemiş bir çatışma atmosferinde yaşıyor. El Mencho’nun öldürülmesinin ardından da kartelin silahlı unsurları Guadalajara ile diğer destekçileri, Jalisco genelinde ve komşu Michoacán eyaletinde yolları kapattı. Araçlar ateşe verildi, ana karayollarında barikatlar kuruldu ve çok sayıda ciddi güvenlik olayları yaşandı. 2026 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak kentler arasında bulunan Guadalajara’daki hayvanat bahçesinde bulunan yaklaşık bin turist güvenlik gerekçesiyle kentten ayrılamadı. El Mencho’nun cenazesi geniş güvenlik önlemleri altında adli tıp kurumuna götürülürken, ordu ve federal güçler ülkede alarm seviyesini yükseltti.

▣ Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG) Lideri “El Mencho”
CJNG’nin mimarı ve yeni nesil kartel modeli
Oseguera Cervantes, 2009’da kurulan Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG)’nin kurucusu ve lideriydi. Kısa sürede Meksika’nın en hızlı büyüyen ve en agresif suç örgütlerinden biri haline gelen yapı, kokain, eroin ve metamfetamin ticaretinde büyük kapasiteye ulaştı. Son yıllarda ise ABD’ye fentanil sevkiyatında kilit aktörlerden biri olarak gösterildi.

CJNG uyuşturucu ticaretiyle birlikte ağır silahlı kanatları, paramiliter taktikleri ve propaganda videolarıyla yarı-askeri bir örgüt görünümü kazandı. Rakip gruplara karşı toplu infazlar, güvenlik güçlerine pusu ve üst düzey yetkililere yönelik saldırı girişimleri, örgütün şiddet stratejisinin parçası oldu. El Mencho’nun liderliğinde örgüt, Batı Meksika’daki limanlardan ABD sınırına uzanan rotalar kurarak uluslararası pazarlara açıldı. Pasifik kıyısındaki lojistik hatlar ve Orta Amerika bağlantıları, CJNG’yi küresel suç ağlarından biri haline getirdi.
CJNG’yi farklı kılan, örgütlenme biçimi oldu. Hücre tipi yapılanma, yerel komutanlıklara bırakılan operasyonel esneklik ve finansal ağların çeşitlendirilmesi, örgütün lider kayıplarına rağmen ayakta kalabilmesini sağladı. Bu model, klasik kartel hiyerarşisinden daha dağınık ama daha dirençli bir yapı anlamına geliyor.

▣ CJNG paramiliter güçleri zırhlı araçlarla sokaklarda
Karteller nasıl bu kadar güçlendi?
Meksika’daki kartel gücünün köklerine baktığımızda 1980’lere kadar uzanıyor. Kolombiya merkezli kokain ticaretinin kuzeye kaymasıyla ülke, ABD’ye uzanan en büyük uyuşturucu koridorlarından biri haline geldi. Uzmanlara göre kartellerin büyümesinde kaçakçılık rotalarının dışında siyasi ve kurumsal dönüşümler de belirleyici oldu. 1929’dan 2000 yılına kadar ülke siyasetinde belirleyici olan Kurumsal Devrimci Parti döneminde güvenlik kurumları ve yerel yönetimler büyük ölçüde merkezi bir yapı içinde çalışıyordu. Bu dönemde devletin kartelleri tamamen bastırmak yerine gayri resmî denge mekanizmalarıyla kontrol altında tutmaya çalıştığı anlaşılıyor. Kartel düzeni uzun süre Sinaloa Karteli gibi köklü örgütlerin hakimiyetinde şekillendi. CJNG, daha esnek hücre tipi yapılanma, ağır silahlı milis gücü ve agresif yayılma stratejisiyle kısa sürede ülkenin batısından merkezine ve sınır bölgelerine kadar geniş bir etki alanı oluşturdu.
Bugün gelinen noktada kartellerin güçlenmesini suç ekonomisiyle açıklamak yeterli görünmüyor. Mesele, devletin zayıf kaldığı alanlarda oluşan boşluğun kim tarafından doldurulduğuyla ilgili. Güvenlik politikalarının sertleştiği her dönemde yapıların küçülmek yerine biçim değiştirerek varlığını sürdürmesi, sorunun yapısal olduğunu gösteriyor. Bu da Meksika’daki krizi, bir suç dalgasından çok, egemenlik ve devlet kapasitesi tartışmasına taşıyor.

“Uyuşturucuya karşı savaş” ve parçalanan karteller
2006’da dönemin Devlet Başkanı Felipe Calderón’un orduyu doğrudan iç güvenlik operasyonlarına dahil etmesiyle Meksika, kartellere karşı en sert dönemlerinden birine girdi. “Uyuşturucuya karşı savaş” olarak adlandırılan bu strateji kapsamında on binlerce asker kartellerin güçlü olduğu eyaletlere konuşlandırıldı, geniş çaplı operasyonlar başlatıldı ve çok sayıda üst düzey kartel lideri hedef alındı.
İlk aşamada bu operasyonlar bazı büyük örgütlerin lojistik kapasitesini zayıflattı ve lider kadrolarında ciddi kayıplara yol açtı. Ancak güvenlik uzmanlarına göre devletin beklediğinin aksine, kartellerin çökmesi yerine yapısal olarak parçalanması yeni ve daha karmaşık bir şiddet dalgasını tetikledi. Büyük kartellerin liderlerinin yakalanması ya da öldürülmesi, örgütlerin tamamen yok edemedi. Aksine, bu durum aynı ağ içinden çıkan rakip grupların birbirine karşı savaşmasına neden oldu. Güvenlik analisti ve Meksika’daki organize suç ağları üzerine çalışmalarıyla bilinen Alejandro Hope’a göre, lider kadrolara yönelik operasyonlar kısa vadede başarı üretse de uzun vadede örgütlerin yayılmasına yol açabiliyor. Hope, “Bir örgütün tepesini kesmek, çoğu zaman daha öngörülemez ve kontrolsüz yapılar ortaya çıkarır” değerlendirmesinde bulunuyor.
Bu parçalanma ortamında ortaya çıkan yapılardan biri de 2009’da kurulan CJNG oldu. Eski kartel ağlarından kopan unsurların Jalisco’da birleşmesiyle oluşan örgüt, hem eski sistemin çöküşünden hem de sert güvenlik politikalarının yarattığı güç boşluğundan yararlanarak hızla büyüdü.

▣ CJNG paramiliter milisleri
Kartellerin sosyolojisi: Neden gençler silahlı yapılara katılıyor?
CJNG ve benzeri yapılar bir yandan korku üretirken aynı zamanda alternatif bir ekonomik ve sosyal düzen vadediyor. İşsizlik, düşük ücretler ve özellikle kırsal bölgelerde sınırlı fırsatlar, genç erkek nüfusu kartel yapılanmalarına açık hale getiriyor.
Meksika’nın bazı eyaletlerinde kayıt dışı ekonomi, yasal istihdamdan daha erişilebilir durumda olduğu için bu sonuç kaçınılmaz hale geliyor. Eğitim imkanlarının sınırlı olduğu, devlet yatırımlarının zayıf kaldığı bölgelerde karteller suç örgütü pozisyonundan çıkıp işveren, koruyucu ve kimi zaman yerel otorite rolü üstleniyor. Karteller gençlere düzenli gelir, aidiyet duygusu, güç ve statü sunuyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yayımlanan propaganda videoları, lüks araçlar, silahlar ve “güçlü erkeklik” imajı üzerinden bir cazibe alanı oluşturuyor. Bu görsel kültür, yoksulluk içindeki gençler için hızlı yükselme ve görünür olma anlamına geliyor. Bazı bölgelerde kartellerin düğünlere sponsor olması, ailelere maddi destek sağlaması ya da mahallelerde güvenlik iddiasında bulunması, örgütleri yerel toplumsal aktör haline getiriyor. Devletin ulaşamadığı ya da güven vermediği alanlarda karteller, boşluğu dolduran paralel bir düzen kurar hale geliyor. Bu tablo, kartel sorununu yalnızca güvenlik başlığı altında ele almanın yetersiz olduğunu gösteriyor.

Milyarlarca dolarlık yeraltı ekonomisi
Kartellerin ana gelir kaynağı hâlâ uyuşturucu ticareti olsa da faaliyet alanları bununla sınırlı değil. İnsan kaçakçılığı, göç rotalarının kontrolü, akaryakıt hırsızlığı, kaçak madencilik ve yerel işletmelerden zorla alınan haraçlar, kartel finansmanının önemli parçaları arasında yer alıyor.
Özellikle son yıllarda ABD’ye yönelik fentanil ve sentetik uyuşturucu sevkiyatındaki artış, kartellerin kâr marjını ciddi biçimde yükseltti. Küçük hacimde taşınabilen ve üretim maliyeti düşük olan sentetik maddeler, sınır ötesi kaçakçılığı daha kolay ve daha kazançlı hale getirirken, bu ticaret Meksika’daki suç örgütlerini küresel ölçekte milyarlarca dolarlık bir yeraltı ekonomisinin merkezine taşıdı. Bu durum, güvenlik operasyonlarının yanı sıra ekonomik ve sosyal politikalar olmadan kartel etkisinin kalıcı biçimde kırılmasının zor olduğunu gösteriyor.
ABD faktörü: Talep, silah akışı ve sınır gerilimi
Meksika’daki kartel krizinin uluslararası boyutunda ABD önemli rol oynuyor. ABD’deki uyuşturucu talebi kartellerin ana pazarını oluştururken, yasa dışı silah akışının önemli bölümünün kuzey sınırından geldiği belirtiliyor. Fentanil kaynaklı aşırı doz ölümleri Washington yönetiminin baskısını artırırken, iki ülke arasında güvenlik iş birliği ve egemenlik tartışmaları zaman zaman gerilim yaratıyor.
ABD’de özellikle sentetik opioid krizi son yıllarda kamu sağlığı alarmına dönüşmüş durumda. Bu sorunlar, Meksika merkezli kartelleri bölgesel bir güvenlik sorunu olmaktan çıkarıp ABD iç siyasetinin de önemli gündem maddelerinden biri haline getiriyor. Washington yönetimi sınır güvenliğinin artırılmasını, fentanil üretim zincirinin kırılmasını ve kartel liderlerine yönelik operasyonların hızlandırılmasını talep ediyor. Meksika tarafında bu baskı, zaman zaman “egemenlik ihlali” tartışmalarını beraberinde getiriyor. ABD’li bazı siyasetçilerin kartelleri “terör örgütü” ilan etme çağrıları, iki ülke arasındaki diplomatik dili de fazlasıyla sertleştiriyor. Bu yaklaşım, askeri müdahale ihtimalini de akıllara getirerek krizi daha karmaşık bir boyuta taşıyor.

“Burada kimin devleti temsil ettiğini artık ayırt edemiyoruz ”
Korku, göç ve susturulan basın
Kartel etkisinin yoğun olduğu bölgelerde günlük yaşam, sıradan bir güvenlik sorununun ötesinde, doğrudan hayatta kalma meselesine dönüşmüş durumda. Silahlı grupların yol kontrolü kurması, işletmelerden düzenli haraç toplaması ve rakip gruplar arasındaki çatışmalar, birçok yerleşimde halkı evlerini terk etmeye zorluyor. Resmî kayıtlara ve insan hakları raporlarına göre, son yıllarda binlerce kişi kartel şiddeti nedeniyle ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı. Bazı kasabalarda nüfusun önemli bölümü geçici ya da kalıcı olarak göç etti. Jalisco’da küçük bir işletme sahibi olan bir esnaf, uluslararası basına yaptığı açıklamada “Burada kimin devleti temsil ettiğini artık ayırt edemiyoruz” sözleriyle bölgedeki belirsizliği özetliyor.
Bunların dışında ortamdan en fazla etkilenenler de gazeteciler oldu. Meksika, uluslararası basın özgürlüğü kuruluşlarına göre uzun süredir savaş dışı dönemlerde gazeteciler için en tehlikeli ülkelerden biri olarak anılıyor. Yerel düzeyde kartel faaliyetlerini, yolsuzluk iddialarını veya güvenlik güçleriyle ilişkileri araştıran gazeteciler sık sık tehdit ediliyor, bazıları kaçırılıyor ya da öldürülüyor. Özellikle küçük şehirlerde otosansür yaygınlaşırken, birçok yerel medya kuruluşu güvenlik gerekçesiyle suç haberlerini ya sınırlı veriyor ya da tamamen görmezden geliyor.
Liderlerin öldürülmesi kartelleri ortadan kaldırmıyor. Yerlerine daha küçük, daha saldırgan ve kontrolsüz yapılar çıkıyor. Bu süreç şiddetin yayılmasına ve öngörülemez suç ağlarının oluşmasına da zemin hazırlıyor.
El Mencho’nun ölümü neyi değiştirecek?
Meksika’da geçmişten günümüze baktığımızda her öldürülen kartel lideri, kamuoyuna “kritik dönüm noktası” olarak sunuluyor. Sahadaki gerçeklik ise tam tersi bir durumu işaret ediyor. Liderler değişiyor, örgüt isimleri dönüşüyor, ittifaklar yeniden kuruluyor ama şiddetin zemini ve sistem yerinde kalıyor. El Mencho’nun öldürülmesi de kuşkusuz sembolik olarak büyük bir kırılma. Bu kırılmanın kalıcı bir değişime dönüşüp dönüşmeyeceği sorusu ise hâlâ cevaplanabilmiş değil. Önümüzde milyarlarca dolarlık bir ekonomi, sınır ötesi bir talep zinciri, devlet kapasitesiyle yarışan silahlı yapılar ve umutsuzlukla kuşatılmış genç bir nüfus gerçeği var. Eğer talep sürüyor, silah akışı devam ediyor ve gençler için alternatif bir gelecek üretilemiyorsa, bir örgüt liderinin ölümü çoğu zaman yeni bir güç mücadelesinin başlangıcı bile olabilir. Yeni liderlik arayışı ve saha kontrolünü kaybetmeme çabası, misilleme saldırılarını ve yerel çatışmaları tetikleyebilir. Meksika bugün sokaklarda yalnızca kartellerle savaşıyor gibi gözükse de kendi güvenlik modelinin sınırlarıyla da yüzleşiyor. Askerî operasyonların ötesine geçmeyen stratejiler, kısa vadeli zaferler üretse de uzun vadeli istikrarı garanti etmiyor.
Belki de asıl soru şu olmalı: Devlet, kartelleri sadece bastırmaya mı çalışacak, yoksa onları var eden zemini de çökertebilecek mi? Bu sorunun cevabı küresel uyuşturucu rotalarının kesişiminde duran tüm ülkeler için belirleyici olacak.
El Mencho kimdir? 17 Temmuz 1966’da Michoacán eyaletindeki Naranjo de Chila kasabasında doğan El Mencho, çiftçi bir ailenin çocuğuydu. Genç yaşta suç dünyasına girerek küçük çaplı uyuşturucu ticaretinden silahlı yapılanmalara, oradan da bölgesel liderliğe yükseldi. Zamanla uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir kaçakçılık ağı kuran Mencho, yakalanması en zor kartel liderlerinden biri olarak ün yaptı. Güncel fotoğraflarının azlığı, uzun süre dağlık bölgelerde saklanması ve dar güvenlik çemberiyle hareket etmesi etrafında bir gizem oluşturdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, yakalanması için 15 milyon dolara kadar ödül vadetmişti. ABD’de hakkında açılan davalarda kokain, metamfetamin ve fentanilin ülkeye yasa dışı ithali için komplo kurmak, uyuşturucu dağıtım ağını yönetmek ve suç faaliyetlerinde silah kullanmak gibi ağır suçlamalar yöneltildi.
