8 Mart’ın acı gerçeği: New York’ta kilitli kapılar ardında can veren 146 kadın

8 Mart’ın acı gerçeği: New York’ta kilitli kapılar ardında can veren 146 kadın

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın hakları tarihinin en acı olaylarından biri New York’ta yaşandı. Bugün dünya genelinde çiçekler, kutlamalar ve mesajlarla anılsa da, kökeni trajik bir işçi faciasına dayanıyor.

Dünyanın birçok ülkesinde kutlamalarla anılan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, aslında tarihin en trajik işçi facialarından birinin gölgesinde doğdu. 1911 yılında ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında çıkan yangın, çoğu genç ve göçmen kadınlardan oluşan 146 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Kilitli kapılar, yetersiz güvenlik önlemleri ve insan hayatının hiçe sayıldığı çalışma koşulları, kadınların eşitlik ve hak mücadelesini tüm dünyaya duyuran acı bir dönüm noktası oldu.

Mesai biterken başlayan felaket

Tarih 25 Mart 1911. Yer, Manhattan’daki Triangle Shirtwaist Fabrikası. Günün sonuna yaklaşılırken yüzlerce işçi, dar ve kalabalık atölyelerde dikiş makinelerinin başında çalışıyordu. Fabrikanın büyük bölümünü oluşturan işçiler, Doğu Avrupa’dan ABD’ye göç etmiş genç kadınlardı. Çoğu henüz 20’li yaşlarının başındaydı ve haftanın altı günü uzun saatler boyunca çalışıyordu. Mesainin bitmesine dakikalar kala sekizinci katta bulunan bir çöp kutusundan yükselen küçük bir alev, kısa sürede kontrol edilemeyen bir yangına dönüştü. Kumaş parçaları, kağıt atıklar ve ahşap malzemelerle dolu atölyede alevler saniyeler içinde büyüdü. İşçiler kovalarla su taşıyarak yangını söndürmeye çalıştı. Ancak hortumlar çalışmıyordu, binada modern bir yangın söndürme sistemi bulunmuyordu ve işçiler daha önce hiçbir yangın tatbikatına katılmamıştı.

Yangın dakikalar içinde katları sardı

Alevler kısa sürede sekizinci kattan dokuzuncu ve onuncu katlara yayıldı. Dar merdivenler ve yetersiz kaçış yolları yüzünden yüzlerce işçi binadan çıkmak için aynı anda hareket etmeye çalıştı. Ancak en büyük felaket, fabrikanın kapılarının kilitli olmasıydı. İşverenler, işçilerin mesai saatlerinde izinsiz dışarı çıkmasını engellemek ve olası hırsızlıkları önlemek için bazı kapıları kilitli tutuyordu. Yangın sırasında birçok işçi bu kapılara ulaşsa da dışarı çıkamadı. Kısa sürede panik büyüdü. Alevlerin ve yoğun dumanın arasında kalan işçilerden bazıları pencerelere koştu. Sokakta toplanan kalabalık, üst katlarda mahsur kalan genç kadınların çaresizliğine tanıklık ediyordu. Birçoğu alevlerden kurtulmak için kendini binadan aşağı bıraktı.

146 kadın can verdi

Yangın yaklaşık yarım saat içinde kontrol altına alındı. Geride kalan manzara New York tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kayda geçti. Binanın önündeki sokaklarda ve atölye katlarında 146 kişinin cansız bedeni bulundu. Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu genç kadın işçilerdi.

O dönemde yayımlanan gazeteler, facianın fotoğraflarını ve tanıklıklarını manşetlere taşıdı. Olay, yalnızca ABD’de değil, dünyanın birçok yerinde işçi hakları tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Oy hakkı mücadelesi güç kazandı

Yangının ardından kadınların siyasal hak talepleri de giderek büyüdü. ABD’de kadınlar uzun yıllar süren mücadelenin ardından 1920 yılında kabul edilen anayasa değişikliğiyle oy kullanma hakkına kavuştu.

Türkiye’de ise kadınlara seçme ve seçilme hakkı, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde gerçekleştirilen reformlarla 5 Aralık 1934’te tanındı. Bu düzenleme ile Türk kadınları, birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha erken bir tarihte siyasi haklarını elde etti.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışı

1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde İkinci Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi. Hiçbir zaman unutulmayacak bu acı olaydan 53 sene sonra gerçekleşen konferansta Clara Zetkin 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisi oy birliğiyle kabul edildi ve Dünya Kadınlar Günü’nün ilk kez adı kondu.

Kutlamadan çok hatırlatma olmalı

Dünyanın dört bir yanında kutlanan 8 Mart, kadınların eşitlik, güvenlik ve insan onuruna yakışır çalışma koşulları için verdiği mücadelenin sembolü olarak görülüyor.

New York’ta 1911 yılında yaşanan yangın ise, 146 kadının hayatını kaybettiği o trajik günün unutulmaması gerektiğini hatırlatan bir tarihsel hafıza olarak varlığını sürdürüyor. Aradan geçen yüzyıla rağmen tartışma değişmiş değil. Kadınların eğitimden çalışma hayatına, siyasetten sosyal yaşama kadar birçok alanda eşit haklar için verdiği mücadele hâlâ devam ediyor. 8 Mart, dünya için bir kutlama günü olarak görülse de bugünün arkasında acı, emek ve değişim talebiyle yazılmış acı bir gerçeklik olduğu biliniyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu