Bu savaşta Çin ve Rusya neyi bekliyor?

Çin ve Rusya neyi bekliyor?

Bünyamin Aygün
bunyaminaygun@gmail.com

Hepimizin aklındaki o soruyu aslında dünya da herkes birbirine soruyor, “Çin ve Rusya sıranın kendilerine geleceğini bile bile neden susuyor?” Şöyle detaylıca konuya bir bakalım. Bugün küresel rekabetin merkezinde iki ana güç var, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin Halk Cumhuriyeti. Bu rekabet ideolojik olmaktan daha çok ekonomik, teknolojik ve jeostratejik olduğu biliniyor. 21. yüzyılın belirleyici başlıklarını da şöyle özetlediğimizde, ticaret yolları, enerji güvenliği, teknolojik adımlar ve deniz hakimiyeti gibi başat adımlar geliyor önümüze.

ABD’nin Pasifik’ten Hint Okyanusu’na, Doğu Akdeniz’den Hürmüz’e uzanan askeri varlığı ve buraları kontrol altında tutma hevesi yeni değildir. II. Dünya Savaşı sonrası kurduğu düzen, deniz yollarının güvenliği, doların rezerv para statüsü ve ittifak ağları üzerinden şekillendi. NATO’dan AUKUS’a (Australia-United Kingdom-United States Security Pact) kadar kurulan yapılar bunun uzantısıdır. Washington’un son 15 yıllık tüm hamleleri bu mevcut düzeni korumak.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Rusya Devlet Başkanı Vilademir Putin.


ABD’nin Pasifik’ten Hint Okyanusu’na, Doğu Akdeniz’den Hürmüz’e uzanan askeri varlığı ve buraları kontrol altında tutma hevesi yeni değildir. II. Dünya Savaşı sonrası kurduğu düzen, deniz yollarının güvenliği, doların rezerv para statüsü ve ittifak ağları üzerinden şekillendi. NATO’dan AUKUS’a (Australia-United Kingdom-United States Security Pact) kadar kurulan yapılar bunun uzantısıdır. Washington’un son 15 yıllık tüm hamleleri bu mevcut düzeni korumak.

Çin’in İran’a 400 milyar dolarlık yatırım planı

Çin ise farklı bir strateji izliyor. Pekin’in önceliği doğrudan askeri çatışma olmadı hiç bir zaman. Çin önceliği ekonomik yayılma ve üretim kapasitesi üzerinden nüfuz alanı kurma üzerine yoğunlaştı. “Kuşak ve Yol” projesi bunun en görünür örneği. Afrika’da limanlar, Orta Asya’da enerji hatları, Körfez’de yatırımlar bu stratejinin parçaları. 2021’de Çin ile İran arasında imzalanan 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşması da bu çerçevede okunmalı. 400 milyar dolar rakamı siyasi söylemde sıkça telaffuz edildi. Ancak anlaşmanın tüm kalemleri ve fiili yatırım miktarı kamuoyuna tam şeffaflıkla yansımış değil. Ne olursa olsun kamuoyunda unutulan bu yatırımı Çin şimdi suya mı atacak?

Peki Çin neden sahada askeri karşılık üretmiyor?

Şimdi sıra en can alıcı o soruyu sormaya geldi, “Çin neden sahada askeri varlık göstermiyor?” Birinci neden, Çin, askeri kapasitesini hızla artırsa da küresel üs ağı bakımından ABD ile kıyaslanabilir seviyede değil. Donanma tonajı büyüyor, ancak küresel operasyon tecrübesi sınırlı. Pekin, cepheyi kendi coğrafyasına çekmek istemiyor. Ama onu Orta Doğu’ya taşımak da stratejik önceliği değil. Açıkçası Çin’in önceliği Tayvan Boğazı, Güney Çin Denizi ve yakın çevresi.

İkinci neden, Çin’in ekonomik modeli istikrara dayanıyor. Küresel ticaretin yaklaşık üçte biri Güney Çin Denizi’nden geçiyor. Büyük ölçekli bir sıcak çatışma, Çin’in ihracat temelli büyümesini ağır sarsar. Bu nedenle Pekin “bekleyen güç” görüntüsü veriyor. Yıpratma savaşını ekonomik ve teknolojik alanda yürütmeyi tercih ediyor.

Dünya medyası, İran’a saldırıları gündeme taşırken her nedense ABD’yi vermek yerine İsral’i ön plana çıkarıyor.


Üçüncü ihtimal, büyük güçler arası rekabet her zaman açık savaş biçiminde ilerlemez. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile ABD doğrudan çatışmadı. Vekalet savaşları üzerinden mücadele etti. Bugün de tablo benzer. Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı ile Çin’in Pasifik’teki askeri tahkimatı aynı eksenin parçaları olarak okunabilir. Fakat Moskova ile Pekin arasında tam anlamıyla askeri bir ittifak yok sadece çıkar ortaklığı var. Ve bunu kader birliği bağlamına çekmeyi düşündüklerini de sanmıyorum.
“ABD neden sahada tek taraflı davranabiliyor?” sorusu ise güç projeksiyonu kapasitesiyle ilgili. ABD’nin 70’i aşkın ülkede askeri varlığı, küresel lojistik ağı ve dolar odaklı finans sistemi var. Bu, Washington’a hızlı müdahale kabiliyeti sağlıyor. Ancak bu müdahalelerin her biri aynı zamanda maliyet üretiyor. Irak ve Afganistan tecrübeleri bunun örneği.

İsrail ve ABD, İran’ın stratejik noktalarını vuruyor.


Çin’in İran’ı “yalnız bırakması” meselesi ise daha soğukkanlı bir okumayı gerektirir. Pekin, enerji güvenliği açısından İran’la çalışır, ancak ABD ile doğrudan askeri manada karşı karşıya gelmeyi göze alacak bir pozisyon almaz. Çin diplomasisi genellikle ekonomik angajman artı siyasi mesafe formülüyle ilerler. Risk alırken ölçer.
“Masada anlaşıyorlar mı?” sorusu tarihsel olarak tamamen dışlanamaz. Büyük güçler kriz yönetiminde zaman zaman örtülü temas yürütür. Ancak elde, Washington–Pekin arasında küresel paylaşım anlaşmasına dair somut bir veri yok. Aksine, teknolojik ambargoları, ticaret savaşları ve teknoloji kısıtlamaları gerilimin derinleştiğini gösteriyor. 

Çok kutuplu düzene geçiş sancısı yaşıyoruz

Sonuç olarak mesele bir dünya savaşı arayışı değil; çok kutuplu bir düzene geçiş sancısıdır. ABD mevcut düzeni korumaya çalışıyor. Çin yükseliyor ama çatışmayı zamana yayıyor. Rusya askeri güç üzerinden alan açmaya çalışıyor. Bölgesel aktörler ise bu rekabetten pay kapma hesabında. Burada en kritik soru şu: Bu rekabet kontrollü mü kalacak, yoksa yanlış hesap bir sıcak çatışmayı tetikleyecek mi? Şu anki verilere baktığımızda, tarafların doğrudan büyük ölçekli savaştan kaçındığını, rekabeti ekonomik, teknolojik ve bölgesel cephelerde sürdürdüğünü gösteriyor. Bakalım yarın neyi gösterir.

ABD ve İsrail, İran ile yapılan müzakerelerde anlaşmaya vardıklarını açıkladı anda Hamaney’i 50 uçakla vurdukları ortaya çıktı.

Küresel güçlerin Jeopolitik satrancında hamleler uzun vadeli yapılır. Pekin’in, ABD’nin yaptıklarını sabırla karşılaması, beklemesi zayıflıktan ziyade stratejik sabır olabilir. Ancak bu sabrın ne kadar sürdürülebileceği, küresel dengelerin hangi hızla değişeceğine bağlı. Ama Pekin ve Moskova şunu bilmeli ki, Arap Baharıyla başlayan bu satrancın son perdesinde Rusya ve Çin var.


İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu