Türk medyasının Suriye sınavı

Türk medyasının Suriye sınavı

Bünyamin Aygün

Suriye savaşını başından beri doğru bir şekilde analiz edemeyen Türk medyası, ne yazık ki kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor. Öyle ki, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bir yıl içinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında en az 50 kez görüşerek adeta mekik dokuduğunu bile yeterince göremedi. Oysa ben bile foto muhabiri olmama rağmen her fırsatta bu durumu dile getirdim. Esad, “Esad, Türkiye’nin çağrılarına kulak tıkadı ve Osmanlı dönemi sona erdi restini çekti!” diye kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştım.

Türk medyası, iç savaşın başladığı 13 yıl boyunca neredeyse sürekli olarak Türkiye’yi Suriye macerasına sürükleyen Davutoğlu’nu ve dolayısıyla AK Parti iktidarını eleştirdi. Ancak gerçekler çok farklıydı; Türkiye, Suriye’nin bölünmemesi için elinden geleni yaptı.
Maalesef 13 yıl sonra benzer bir senaryo ile karşı karşıyayız. ABD, İngiltere ve İsrail bugün Suriye’de bir oldu bitti ile” Kürt Devleti” adı altında PKK devleti yani terör devleti kurmaya çalışıyor. Türkiye’ye, yani Suriye Milli Ordusu’na (SMÖ), Tel Rıfat ve belki de Münbiç gibi bölgeler “sus payı” olarak verilecek. HTŞ ve PYD, kontrol altına aldıkları yerlerde yarı bağımsız bir devlet kurma yönünde adımlar atacak.
Türk medyası, HTŞ’nin ilerlemesini Türkiye’nin lehine bir gelişmeymiş gibi  değerlendiriyor. Bu duruma bakınca 13 yılda bir şey değişmediğine şahitlik ediyoruz. Halep kalesine asılan Türk bayraklarıyla gurur duyanlar, sanki oraya o bayrakları Türk askeri asmış gibi algı yaratıyorlar. Oysa bölgede görev yapan kendi muhabirleri var. İletişim Başkanlığı, muhabirlerinin Suriye’ye sağlıklı bir şekilde girmesine yardımcı olmak için başarılı çalışmalar yapıyor. Ancak medya, Suriye’ye gönderdiği kendi muhabirleriyle bile iletişime geçmekten imtina ediyor sanki. HTŞ’ye ısrarla “muhalifler” diyor. Bu örgütleri ABD’nin kurup yönettiğini anlata anlata dilimizde tüy bitti! Buna rağmen yanlışta ısrar etmeleri konusunda insanın aklına başka şeyler geliyor da demeye dili varmıyor.

SMÖ yoksa Türkiye’nin menfaati yok

HTŞ’nin başlattığı ve içinde Suriye Milli Ordusu’nun yer almadığı Suriye’deki harekatı, Türk Devleti’nin onaylamadığını söyleyebilirim. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dün Cuma namazı çıkışında yaptığı açıklamada bunu belirtti. Erdoğan, Suriye’deki gelişmelere ilişkin, “Bütünüyle bölgede devam eden bu sıkıntılı yürüyüşler arzu ettiğimiz şekilde değil, gönlümüz bunları istemiyor. Maalesef bölge sıkıntıda” dedi.
Ancak bizim medyamız nasıl bir algı yaratıyor? “Orayı aldık, buraya bayrak astık, sırada şurası var…” Bu duruma akıl tutulması demiyorum, fakat Türk medyasının Suriye iç savaşı konusunda son 13 yıldır resmen bir cehalet yaşadığını düşünüyorum. Bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Suriye Milli Ordusu’na (SMÖ) dahil olmayan gruplar, Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmiyor. Diğer gruplar ise ya ABD’nin emellerine hizmet ediyor ya da PKK/PYD devleti kurma amacı güdüyor.

ABD ve İsrail’in emeli gerçekleşiyor mu?

Diğer taraftan Suriye’de şu anda yaşananlar, Beşar Esad’ın seçeneklerinin azaldığını gösteriyor. Ordusu ciddi şekilde darbe aldı; bazı bölgelerde ise dağıldığını görüyoruz. Bu aşamada ne Rusya hava desteği veriyor ne de İran karadan destek sağlıyor. Tüm bunların kimin işine geldiğine soracak olursanız, tabii ki bu durum İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyor. İsrail, bu topraklarda kurulacak seküler Kürt devleti (Aslında PKK devleti) konusunda uzun zamandır büyük bir destekçi olduğunu gizlemiyor. Eskiden bu durumu üstü kapalı desteklerken, artık Gazze konusundaki Türkiye’nin açık politikasına karşılık olarak İsrail de amacını gizlemiyor.
Ortadoğu ülkelerinin yüksek sesle itiraz etmemesi için ABD destekli HTŞ’nin “muhalif” gibi gösterilerek Sünni bir devlet kurmasına karşılık, Kuzey Irak’tan sonra ikinci bir Kürt devletinin de temelleri atılacak. Adını ister, “Federal Suriye Kürt Devleti” desinler, ister “Eyyübi Devleti” koysunlar, bu devlet İsrail’in işine yarayacak ve kesinlikle Türkiye’yi tehdit edecek bir terör devleti olacak.
Gelecek yazımızda, bu planların aslında ABD’nin Irak’a yönelik 1991 ve 2003 operasyonlarında atıldığın anlatacağız.  

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu